![]() |
|
Dr. Necip Hablemitoğlu / KÖSTEBEK / www.hablemitoglu2002.cjb.net |
| S.T.K.B.'nin fethullahçı istihbaratçılar marifetiyle dağıtılmasından sonra, bu mücadeleyi kaldığı yerden kesintisiz sürdüren tek sivil toplum kuruluşu, Çağdaş Eğitim Vakfı olmuştur. Örneğin, bu vakıf, çok yönlü denetim baskısı altında bunaltıldığı, asılsız ihbar mektupları bahanesiyle devlet gücünün taciz boyutunda harekete geçirildiği dönemde bile, geri adım atmamış, haklı savaşımından ödün vermemiştir. İşte o dönemde Ç.E.V. adına yayınlanan bir "Basın Bildirisi": "Cumhuriyete ve devrimlere kasteden, laik düzeni yıkarak yerine şeriatı getirmek isteyen tarikatlara karşı yürütmekte olduğumuz bilinçli ve kararlı mücadelemizi engellemek isteyen gerici basın yayın kuruluşları, son günlerde şahsıma, başkanı olduğum Çağdaş Eğitim Vakfına (ÇEV'e) ve bir dönem başkanlığını yürüttüğüm, yöneticisi bulunduğum, 'Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devleti temel ilkelerini gerçek anlamlarıyla hayata geçirmek için biraraya gelmiş olan' Sivil Toplum Kuruluşları Birliğine (STKB'ye) asılsız suçlama ve karalamalarla saldırıya başlamışlardır. Fethullah Gülen ve tarikatının kendi amaçlarını gizleyerek iyi niyetli vatandaşlarımızı ve devlet yöneticilerini aldatarak örgütlenmesini sürdürürken; Sivil Toplum Kuruluşları olarak kamuoyunu uyardık. Fethullah Gülen tarikatının el attığı iki gencin yaşadıklarını kitapçık olarak kamuoyuna sunduk. Fethullah Gülen'in kendi örgüt yöneticilerine hitap ettiği, gerçek düşüncelerini açıkladığı gizli kasetlerini kamuoyuna sunduk. Fethullah Gülen'in iç yüzünü açığa çıkardık. Fethullah Gülen Amerika'ya kaçmak zorunda kaldı. Ankara DGM Savcısı yayınladığımız kitabı, açığa çıkardığımız kasetleri Fethullah Gülen hakkında açtığı davada delil olarak kullandı. Biz gerçeğin ortaya çıkmasını istemekten başka bir şey yapmadık ve yapmıyoruz. İnsanları satın almak, parayla kandırmak ve yönlendirmek bizi karalayanların yöntemleridir... Girişimlerimizden rahatsız olan tarikat uzantısı bir kısım medya, hakkımızda ne denli iftira kampanyaları başlatırsa başlatsın, Cumhuriyet düşmanlarıyla mücadelemizde bizleri yolumuzdan alıkoyamayacaktır. 30.03.2001. Gülseven Yaşer - STKB Yöneticisi ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı" (108). Fethullahçı istihbaratçılar, hocaefendilerinin A.B.D.'ne zorunlu "hicret"inin sorumluları arasında gördükleri, Gülseven Yaşar ve Çağdaş Eğitim Vakfı aleyhine, bugüne kadar sahip oldukları tüm kozları kullanmışlardır ve kullanmaya da kesintisiz devam etmektedirler. Fethullahçı istihbaratçılar ve işbirlikçileri ile olup-bitenin farkında olmayan, yönlendirilmeye açık görüntü sergileyen kimi bürokratlar tarafından, vakıf aleyhine, sadece bürokratik düzeyde gerçekleştirilen yüzlerce baskı girişimi sözkonusudur (109). Ama daha ağır saldırılar, Vakıf Başkanı Gülseven Yaşer'in kişilik haklarına ve de yaşama hakkına yönelmiştir. İşte, internetteki tüm fethullahçı sitelerde yer alan ve Gülseven Yaşer'i bir misyoner olarak takdim eden bir dezenformasyon belgesi!.. "Türkiye'de Olup Biten Bazı Şeylere, Lütfen Bir de Bu Açıdan Bakın" başlıklı, hayli uzun olan ve çarpıtılmış bilgilerin ardarda kullanılmasıyla ortaya çıkan sözkonusu iftira dolu mesajdan bazı alıntılar: "Türkiye, yıllardır, bilhassa son yıllarda âdeta bir kanunsuzluklar ülkesi manzarası veriyor. Batan bankalar, off-shorezedeler, andıçlar, bütün müesseselerde yolsuzluk... Ve bütün bu kanun dışı uygulamalar ve yolsuzluklar, devletin dayandığı bir takım ideoloji ve değerlerin arkasına saklanarak ve bu ideoloji veya değerlere karşı olduğu düşünülen bazı faaliyetler ve kişiler nazara verilerek yapılıyor. Şu ana kadar haklarında herhangi bir işlem yapıldığını duymadığımız daha bazı faaliyetlere dikkat çekmek istiyoruz.... Çevre Eğitim Vakfı'ndan (ÇEV) Gülseven Yaşer ... Türkiye'de misyonerlik faaliyetlerini idare ediyor, Adapazarı gibi pekçok ilde, yurt adını vermekten kaçındıkları gizli yurtlar açıyor, pek çok üniversite öğrencisine emelleri doğrultusunda kullanmak üzere burs veriyor, depremzedelere yardım için topladıkları paraları kendi vakıfları üzerine geçiriyorlar.... American Board, bu paradan 20.000 doları Gülseven Yaşer'e vermiş, bu şahsın bulunduğu ÇEV, bu parayı kendi inisiyatifinde kullanmıştır. ... Gülseven Yaşer'in bulunduğu Çevre Eğitim Vakfı (ÇEV) ise, resmi kuruluşu bulunmayan, ya da henüz tamamlanmamış olan STKB'ye, Lions Kulüpleri Birliği, 68'liler Birliği Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Demokratik İlkeler Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği gibi derneklerle birlikte üyedir. Çevre Eğitim Vakfı, vatandaşlardan, iş adamlarından öğrenciler için burs adı altında topladığı veya deprem gibi bazı milli felaketleri istismarla elde ettiği paralarda dilediği gibi tasarrufta bulunmakta, kendi görüşleri doğrultusunda kullanmak üzere bazı öğrencilere aktarmakta, bu öğrencileri düzenledikleri etkinliklere katılmaya mecbur bırakmakta, katılmayanların burslarını kesmektedir.... Dışbank'tan kopardıkları 200 milyarın yarıya yakınıyla yurt yapıyor ama, yurt olarak bilinmesini asla istemiyorlar. Sakarya Üniversitesi konferans salonunu kullanıyor, karşılığında da bir plaket veriyorlar. Demokrat Halk Partisi adı altında bir parti kurma çalışmaları var, başına da Marmara Üniversitesi profesörlerinden İhsan Özgen'i düşünüyorlar. Atatürkçü göründükleri için her yere de rahat girip çıkabiliyorlar. Türk Eğitim Vakfı'nın başında sayın Aydın Bolak'ın olmasından son derece rahatsızlar ve onu istifaya zorlamak için 'FETHULLAHÇI' diye suçluyorlar. Yerine de, Mehmet Şükrü Tekbaş'ı düşünüyorlar. Aydın Bolak'ın o vakfın başında olmasıyla, o vakıf çok puan kaybediyormuş. İddialarına göre, bunu Rahmi Koç'a GENELKURMAY söylemiş. Sakıp Sabancı'nın, İshak Alaton'un, Üzeyir Garih'in FETHULLAH GÜLEN'le görüşmüş olmasından alabildiğine rahatsızlar.Çocuk Merkezi kuracağız diye onbinlerce dolar topluyorlar. Asıl kökü dışarıda olan, yine kökü dışarıda ve faaliyetlerini gizli yürüten daha başka kuruluşlarla işbirliği içinde çalışan ve tamamen Türkiye'nin milli menfaatlerinin ve mukaddeslerinin tersine faaliyetler sergileyen, ülkemizdeki misyonerlik faaliyetlerini önemli ölçüde finanse eden, devletten habersiz yurtlar açıp, pek çok gencimizi kamplarına ve örgütlerine çekerek, emellerine alet eden, aile planlaması adı altında KADINLARIMIZI KISIRLAŞTIRMA ve nüfusumuzu azaltma çalışmalarında bulunan bu menfur ağ, ülkemizde son yıllarda milli değerlerimize karşı yapılan saldırıların da merkez üslerinden biridir. Bunu da çağdaşlık, Atatürkçülük perdesi altında yapmaktadır. Sürekli olarak Genelkurmay'ı aşındıran, (isimleri bizde mahfuz) emekli ve muvazzaf bazı generallerle ilişki kuran ve onları da emellerine alet eden, Çankaya'yla devamlı temas arayan, bakanları rahatsız eden, il il dolaşıp belediye başkanlarıyla görüşmeye çalışan, HATTA AMERİKA'YA BİLE ULAŞMA PLANLARI YAPAN, TV kanallarını dolaşan, son olarak BRT'de arz-ı endam etmeye çalışan bu örgütün, bilindiği gibi son yıllarda kendisine baş düşman olarak seçtiği kişi de FETHULLAH GÜLEN ve onunla birlikte anılan eğitim kurumlarıdır. FETHULLAH GÜLEN, bilhassa son 5 yıldır yaptığı çıkışlarla tartışılmış bir isim. Kendisini ve faaliyetlerini sevenler olduğu gibi, sevmeyenler de var.... Daha önce kitapçık hazırlamakta kullandıkları, sonra kullanıldığını itiraf eden, fakat kendisine verilen paralara mağlup olup, yeniden onların hizmetine giren Serhat Özkan'ı diledikleri gibi çalıştırıyorlar. Ne yapıp yapıp FETHULLAH GÜLEN'i mahkûm ettirmek için, her türlü dolabı çevirmekten çekinmiyorlar. Fatih Koleji'nde güvenlik görevlisi olarak çalışmış ve bir hastasına yardım edilmedi diye, kızıp bunlara gelen birini hemen Savcı Nuh Mete Yüksel'e gönderiyorlar. Aynı şekilde kullandıkları Eyüp Kayar'a dolar üzerinden sürekli para veriyorlar. Hatta ailesine 140 milyon liraya yeni bir daire kiralıyorlar kalmaları için ve kira parasını da bir iş adamına yüklüyorlar. Nuh Mete Yüksel'le sürekli görüşüyorlar ve Eyüp Kayar'ın, Fethullah Gülen'in mahkemelerinde bulunmasını sağlamaya çalışıyorlar. Nuh Mete Yüksel bunlarla işbirliği yapıyor. Sözde eğitim faaliyetlerinin propagandası için bilhassa MİLLİYET ve CUMHURİYET gazetelerini kullanıyorlar. Fethullah Gülen aleyhinde, daha önce yazılmış bazı kitaplardan, Eyüp Kayar'ın ve yeni elde ettikleri Fatih Koleji güvenlik görevlisinin anlattıklarından yeni bir kitap yazmaya çalışıyorlar. Başbakan sayın BÜLENT ECEVİT'i, Fethullah Gülen'e destek verdi diye müthiş kin duyuyor, ihanetle suçluyor ve sayın HÜSAMETTİN ÖZKAN'la sayın ECEVİT aleyhinde komplolar planlıyorlar. Evet... Ülkemiz, son yıllarda, kendi tarihine, değerlerine, öz kimliğine düşman, kökü dışarıda, kendileri ne Türk ne Müslüman kişilerin ve kuruluşların cirit attığı bir yer haline geldi. Bilhassa 'irticayla savaş' adı altında yapılan bütün bu menfur faaliyetlerin hangi menfur emellere, hangi yolsuzluklara alet edildiği gün gibi ortada. Bunlar yaptıklarının gizli kalacağını zannediyorlar. Fakat nasıl gizli kalır zannedilen bazı yasadışı çalışmalar ortaya dökülüyorsa, bunların bütün iğrenç faaliyetleri de elbette ortaya dökülecektir. Bilmeliler ki, bu ülke sahipsiz değildir" (110). |
| Kaynak: Hablemitoğlu Web Sitesi Yazıları Bölümü / Köstebek |