GÜVENLİK ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ'NDE İFADE ALMA-SORGULAMA TRAJEDİSİ

Dr. Necip Hablemitoğlu / KÖSTEBEK / www.hablemitoglu2002.cjb.net

    
Çağdaş Eğitim Vakfı, IŞIK TV'de sözkonusu iftiranın yayınlanmasının ardından, Ç.E.V. Başkanı Gülseven Yaşer, ifadesi alınmak üzere, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne çağrılmıştır. 28.05.2002 Tarihinde ve saat 15.20'de alınmaya başlanan ifadede sorulan sorular, aklı başında her istihbaratçının -deyim yerindeyse- "saçını-başını yolduracak" biçimde seçilerek, Ç.E.V. Başkanı'na psikolojik yıldırma yöntemleri uygulanmıştır. Örneğin:

"SORULDU: Bayram ÖZBEK ile nerede, ne zaman ve nasıl tanıdınız?

Ayrıntılı bir yanıt verilmiştir.

SORULDU: Işık TV'de yayınlanan gizli kamera çekimlerini siz mi yaptınız, adıgeçen yayın kuruluşuna siz mi verdiniz?

Ayrıntılı yanıt, ifadeyi alan 2. Sınıf Emniyet Müdürünü (Emniyet müdür Yardımcısı) tatmin etmemiş olacak ki, ardından saptırma amaçlı bu soru gelmiştir. Ç.E.V. Başkanı, PKK gibi eli kanlı bölücü terör örgütlerinin yanısıra, yıllardır dağıtılması için savaşım verdiği, uğruna kurşunlanma dahil, her türlü maddi-manevi sıkıntı ve riske girdiği yasadışı fethullahçı yapılanma aklansın; Fethullah Gülen beraat etsin, Fethullah Gülen'in avukatlarına koz ve malzeme olsun, kendisine vatan haini yaftası yapıştırılsın diye, bu gizli çekimi bizzat kendisi yaptıracak ve şeriatçı TV kanallarına kendi eliyle verecek?!. Yine kendi eliyle kendini PKK'lı olarak ilan ettirecek, sonra da Emniyet Müdürlüğü ve DGM Başsavcılığı'nda bunu "itiraf" edecek?!. Bu nasıl bir algılama ve değerlendirme kapasitesi ve düzeyidir?!. Ç.E.V. Başkanı, anlaşılan sorgulayanın üniformasına duyduğu saygı ile yine de yanıt vermiştir: "Bunun teknik olarak sözü edilen çekimlerin benim tarafımdan yapılmasının mümkün olmadığı gibi, bu görüntülerin Işık TV'de yayınlanmasından sonra aleyhimde görsel ve yazılı basında çıkan haberler ve bu haberlerle bağlantılı olarak Ankara DGM Başsavcılığı'nın PKK'ya yardım ve yataklık ettiğim iddiasıyla suç duyurusunda bulunulması, benim vermiş olabileceğim iddiasını da ortadan kaldırmaktadır".

SORULDU: Bayram ÖZBEK ile birlikte başkanlığınızı yaptığınız Vakıf tarafından kendisine burs verilen üniversite öğrencisi Ramazan Yıldırım adlı şahısla görüştünüz mü? Görüştü iseniz aranızda nasıl bir diyalog geçtiğini anlatınız.

Ç.E.V. Başkanı, bu yönlendirmeye açık soruya ayrıntılı yanıt vermiştir. Ancak, Komiser Bayram Özbek'in bu vakıfta özel görevli olduğu, öğrenci düzeyine kadar indiği, gerçekdışı isnatta bulunduğu, ifade alan görevlinin bilgisi dahilinde olduğu sorunun içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır. Kod adı kullanan, M.İ.T.'na ait belgeleri deşifre ederek yayan, gizli çekim yapan, çevresindekileri gerçekdışı bilgilerle yönlendirmeye kalkışan, kısaca her türlü yasayı çiğneyerek vazife ve selahiyetlerini aşan, emniyeti her türlü ihlal eden bir komiserin durumu, ifade alan 2. Sınıf Emniyet Müdürü'nü hiç mi hiç rahatsız etmeyecek?!. Ve üstelik, bu komiserin iftiraları ciddiye alınarak, adıgeçen emniyetçi tarafından mağdura soru olarak yöneltilecek?!. Kaldı ki, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın (Hazırlık No: 2002/1134) TAKİPSİZLİK kararında, Bayram ÖZBEK'in iddialarının asılsızlığı ve ifadeyi alanın da bu sorusunun dayanaksızlığı ortaya çıkmıştır.

SORULDU: Bayram ÖZBEK'in PKK'lı öğrencilere burs vermemeniz gerektiği yönünde tarafınızdan herhangi bir tavsiye oldu mu?

Daha önceki sorularda da bunun yanıtı verilmesine karşın, 2. Sınıf Emniyet Müdürünün, bu hususu algılamamakta ısrar gösterir bir tarzda, bu soruyla, yasadışı bir biçimde, yasal görevlendirme emri olmaksızın, legal bir kuruluş olan Ç.E.V.'na "sızan" malûm komiseri, "mazur gösterme", "aklama" gayreti içinde olduğu kanısı doğmaktadır. İfadeyi alan görevli, İstanbul başta olmak üzere ülke içinde ve dışında faaliyet gösteren PKK, DHKP-C, TİKKO, Kaplancılar, Vahdetçiler, Hizbullahçılar, Fethullahçılar, Selamcılar vb. yasadışı örgüt ve yapılanmaları bilmek zorundadır. Bu bağlamda, (E) Orgeneral Kemal Yavuz, (E) Orgeneral Atillla Ateş, (E) Orgeneral Nejdet Timur gibi PKK'ya karşı verilen fiili mücadelede bizzat yer almış komutanların Ç.E.V. yönetiminde ve danışmanlığı görevinde bulunduklarını, konuyla ilgili hemen herkes gibi, kendisi de bilmek konumundadır. Gülseven Yaşer, bu soruya da tekrar ve tekrar ayrıntılı yanıt vermiştir.

SORULDU: Vakfınızda gizli kamera ile çekilmiş görüntü kasetleri var mı? Varsa bu kasetlerden Bayram ÖZBEK'e verdiniz mi? Verdiyseniz bu kasetlerin içeriği ne idi? Bu kasetleri Bayram ÖZBEK'e verirken neyi amaçlamaktaydınız?

Bu sorunun -eski deyimle- "hikmet-i sebebi", Vakıf Merkezi'nde daha sonra yapılacak polis aramasında anlaşılacaktır. Zira, arama sırasında nedense, Fethullah Gülen davasının Savcısı Nuh Mete Yüksel'e ait olduğu iftiraen iddia olunan gizli çekilmiş bir montaj kaset, polis memurları marifetiyle bulunmuştur (!). Vakıf Başkanı'nın yanıtı net ve kısa olmuştur: "ÇEV'de gizli kamera kullanılmaz. Gizli kamera çekimi yapılmaz ve yapılamaz. Gizli kamera çekimi ile yapılmış görüntü kasetleri yoktur. Bu şekilde bir kaset de kendisine verilmemiştir".

SORULDU: Işık TV'de yayınlanan görüntü ve konuşmaları yalanlaması için Bayram ÖZBEK'e herhangi bir teklifte bulundunuz mu? Şu an hangi (GSM) telefon numarasını kullanıyorsunuz? Kullandığınız telefon sizin adınıza mı kayıtlı? Son bir senedir başka telefon numarası kullandınız mı?

Bu sorularla, ifadeyi alan 2. Sınıf Emniyet Müdürü'nün -deyim yerindeyse- niyetinin "üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi" olduğu rahatça değerlendirilmektedir (116). Şöyle ki, Gülseven Yaşer, bu ifadeyi müşteki (şikâyetçi) sıfatıyla vermiştir. İfadeye konu, Bayram Özbek adında bir emniyet mensubunun ilişkileri ve bazı yasadışı girişimleri ile ilgili olarak verilen şikâyet dilekçesidir (117). Yaşer'in iddiaları, derhal üzerine gitmeyi gerektirecek önem ve aciliyete sahiptir. İfade tekniği açısından, soruların dilekçe çerçevesinde sorulması; soruların birbirini açması ve zincirleme yeni sorular doğurması gerekirken, bu yapılmamıştır. İfade alan görevli, tekniğe aykırı olarak önceden not alınmış soruları sormakla yetinirken, bu soruların dışına hiç çıkmamıştır. Sorularda, şikâyete konu Bayram Özbek adlı komiser lehine durum yaratacak "tuzak" hususlar yeralmıştır. Örneğin, şikâyet dilekçesinde, eski bursiyer Ramazan Yıldırım'ın adı hiç geçmediği halde, ifade alan 2. Sınıf Emniyet Müdürü bu konuda doğrudan soru yöneltmekle, "tarafsız" bir görüntü yerine, önceden "doldurulmuş", "güdümlenmiş" bir görüntü çizmiştir. Aynı şekilde, bir Vakıf Başkanı'nından burs verdiği onbini aşkın öğrenciden biri ile "görüşüp-görüşmediği"ni sormakla ve şayet bu görüşme olmuşsa ne konuşulduğunun anlatılmasını istemekle, sadece abesle iştigal değil, müştekiyi "zan" altında bırakacak bir plana dahil olduğu kanısını uyandırmıştır. Yukarıdaki sorularla, kısa süre sonra Vakıf binasına yapılacak polis baskınının ön gerekçeleri de elde edilmeye çalışılmıştır. Keza, "Vakfınızda gizli kamera ile çekilmiş görüntü kasetleri var mı?" sorusu ile müştekinin adresi hedef olarak gösterilmiştir. Aynı zamanda, polis araması sırasında nedense bir anda "ortaya çıkıveren", "elleriyle koymuşçasına bulunan" ve Nuh Mete Yüksel'e ait olduğu iddia edilen her karesi montaj kasetin mevcudiyeti ve bulunuş öyküsü, yine aynı polis memurları tarafından vakıf kütüphanesinde bir dakika içinde "elleriyle koymuşçasına bulunan" kayıtsız-kaşesiz yasadışı yayınların mevcudiyeti ve bulunuş öyküsü gibi hususlar, ifadeyi alan Emniyet Müdür Yardımcısının sorularıyla asla çelişmemiştir. "Şu an hangi (GSM) telefon numarasını kullanıyorsunuz? Kullandığınız telefon sizin adınıza mı kayıtlı? Son bir senedir başka telefon numarası kullandınız mı?" soruları ise, ancak bir zanlıya sorulabilecek sorular arasındadır; bu konumdaki bir müştekiye asla değil!.. Sorudan, Ç.E.V. Başkanı'nın kullandığı GSM telefonlarının önceden detay sorgulaması yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Kendisinin, kimlerle, kaç defa ve hangi süreyle konuştuğu, zaten bu detay sorgulamasında -ki yapılmışsa- mutlaka saptanmıştır. Gülseven Yaşer, bu soruyu olumlu yanıtlamış olsaydı, bu defa detay sorgulamalarındaki bilgiler masaya yatırılacak, örneğin Yaşer'in Fethullah Gülen davasını "etkilemek" için kimlerle ne sayıda konuştuğu ve bu konuşmalarda geçen diyalogları anlatması istenecekti. "Bu bilgiler nereden alındı?" sorusuna da, hiç şüphesiz "kendisi verdi" denilecekti. Kısaca, teknik olarak ifadenin böyle "tuzak" nitelikli, önceden kalıp olarak hazırlanmış sorularla alınması, doğru, objektif ve de etik değildir. Sonuç olarak, bu ifadede soru bağlamında müştekinin "ikrarı" ve "itirafı" amaçlanmıştır. Cumhuriyetin tüm temel değerlerine, Atatürk ilke ve devrimlerine, devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmezliğine, laik hukuk sistemine sıkı sıkıya bağlı nadir bir sivil toplum kuruluşu olan Çağdaş Eğitim Vakfı'na "sızan" ve zincirleme suç işleyen Komiser Bayram Özbek hakkında açılacak soruşturmanın derinliğini arttıracak sorulara ise maalesef yer verilmemiştir.

Devlet ve vatandaş güvenliğinden birinci derecede sorumlu olanların sergilediği bu tutum ve davranış ile görüntü, ister istemez tüm bilinçli vatandaşlarda, umutsuzluk, karamsarlık, yeis gibi duygulara neden olmaktadır...

Kaynak: Hablemitoğlu Web Sitesi Yazıları Bölümü / Köstebek