![]() |
|
Dr. Necip Hablemitoğlu / KÖSTEBEK / www.hablemitoglu2002.cjb.net |
| 1. Bu rapor, "Cumhuriyet Tarihi'nin En Büyük İhanet Odağı: TÜM YÖNLERİYLE FETHULLAHÇILAR" başlıklı ve yaklaşık 1000 sayfadan oluşan bir kitap çalışmasının girizgâhı, sunumu olma özelliğini taşımaktadır. Sözkonusu kitapta, Fethullahçıların yurtiçi ve dışındaki tüm faaliyetleri, CIA, MI6 ve BND ilişkileri, yurtiçi ve yurtdışı örgüt (vakıf, dernek, şirket, dersane, okul, yurt vb.) adres ve telefonları, yayınları, işbirlikleri, şûra-istişâre üyeleri ve ülke-bölge imamları, kamp programları ve beyin yıkama yöntemleri, itirafçıların kaset çözümleri, özgün belgeleriyle verilecek; yorum yaşayan ve gelecek nesillere bırakılacaktır. Tarafımdan yaklaşık beş yıldır çalışmaları sürdürülen ve son rötuşları yapılan bu kitapla, Türkiye'de fethullahçılarla ilgili bilinmeyen hiçbir husus kalmayacaktır. 2. Fethullah Gülen, Küçük Dünyam, s. 106. 3. Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal'ın T.B.M.M. İnsan Hakları Komisyonu içinde oluşturulan "yasadışı telefon dinleme"yi araştırma alt komisyonuna verdiği resmi bilgiye göre: "Mafya tabir edilen suç çetelerinin açıktan geçen telefon hatlarına veya sokak başlarında bulunan telefon kutularına veya apartman girişlerinde bulunan kutulara müdahale ederek hedef aldıkları şahıs veya özellikle ticari firmaları dinleyebilecekleri; bu yolla elde ettikleri bilgileri ticari alanda haksız rekabet veya menfaat temin etmek için kullanabildikleri gibi şahıslara yönelik şantaj amaçlı olarak da kullandıkları, nitekim basına yansıyan karşılıklı telefon görüşmelerinin kayıtlarının bu yolla veya benzeri yollarla elde edildiği ... Mafyanın 'böcek' adı verilen cihazlarla da dinleme gerçekleştirdiği" kaydedilmiştir. 4. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 5. 5. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 2. Kasedin çözümü için bkz. Zübeyir Kındıra, Fethullah'ın Copları, (İstanbul: Su Yayını, 2001), s. 167. 6. Özel Arşiv, Kutu: 3, Kaset: 7. Kasedin çözümü için bkz. Ergün Poyraz, Fethullah'ın Gerçek Yüzü, (İstanbul: Otopsi Yayını, 2000), s. 62. Ergün Poyraz'ın bu kitabı, bugüne kadar fethullahçılar hakkında yapılmış en özgün ve mükemmel çalışmadır ve ağırlıklı olarak kaset çözümlerini içermektedir 7. Fethullah Gülen, İnancın Gölgesinde, C. 2, s. 234. 8. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 3, s. 69. 9. Özel Arşiv, Kutu: 3, Kaset: 3. 10. Haz. Nuh Mete Yüksel, Fethullah Gülen Örgütü Hakkında İddianame, s.58. 11. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 8. 12. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 3. 13. Özel Arşiv, Kutu:1, Kaset: 7. 14. Özel Arşiv, Deşifre Metin, K.1,D.1. 15. Özel Arşiv, Kutu: 3, Kaset: 2. 16. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 1, s. 119. 17. Fethullah Gülen, a.g.e. , s. 125. 18. Fethullah Gülen, Küçük Dünyam, s. 121. 19. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 1, s. 28. 20. Fethullah Gülen, İnancın Gölgesinde, C. 2, s. 174. 21. Fethullah Gülen, Prizma, C. 1, s. 25. 22. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 2, s. 141-42. 23. Fethullah Gülen, a.g.e., s. 142. 24. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 1, s. 113-14. 25. T.C. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, Haz. Nuh Mete Yüksel (Ankara D.G.M. Cumhuriyet Savcısı, Fethullah Gülen Örgütü Hakkında İDDİANAME (Hazırlık No. 1999/420). 26. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Etki Ajanları-Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar Raporu", Yeni Hayat, Ağustos 2000, 70: 13-29. 27. Basında yer alan haber ve yazı dizilerinin dışında, Emniyet Genel Müdürlüğü, Ankara Emniyet Müdürlüğü, M.İ.T., Batı Çalışma Grubu, Jandarma Gen. Kom., Müfettiş Raporları, Soruşturma Belgeleri ve Yazışmaları gibi binlerce sayfalık belge, bu konuda çalışma yapacak araştırmacıların hizmetine açıktır. Ankara D.G.M. Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından hazırlanan İddianamede, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün Fethullah Gülen ve örgütü hakkındaki 21 Nisan 1999 tarihli raporu; Emniyet Genel Müdürlüğü'nün raporu; Genel Kurmay Başkanlığı'nın raporu ve belgeler; Jandarma Genel Komutanlığı'nın raporu ve belgeler; Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Fethullah Gülen'in şirketleri, okulları, dersaneleri, vakıfları ile ilgili tespitleri; Yurtdışındaki Nurculuk faaliyetleri ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yazısı ve ekindeki evrak gösterilmiş; M.İ.T.'in raporları deliller arasında kaydedilmemiştir (ek deliller arasında yer verilme olasılığı da sözkonusudur). 28. "Fethullahçı Kuşatma" (Manşet), Cumhuriyet, 13 Kasım 2001 29. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 9. 30. Lynne Emily Webb, İftiranın Değişmeyen Mantığı, (İstanbul: Feza Yay., 2000), s. 126-27. 31. Webb, a.g.e., s. 136-42. 32. Uygulamada, zorunlu haller dışında Bakanlara bile yurtdışı gezilerinde koruma verilmemektedir. Özellikle yüksek bürokratların bile, dış gezilerde yanlarına koruma almaları sözkonusu değildir. Fethullah Gülen'e koruma tahsisi, bu bağlamda son derecede anlamlı ve dikkat çekicidir. Gülen'in koruması, halen Malatya'da görevini sürdürmektedir. 33. İstihbarat Bülteni, No. 70, Temmuz 1998, s. 164-70. 34. Bülten'de, STV için sadece şu bilgiyle yetinilmektedir: "Ulusal düzeyde yayın yapan ve F. GÜLEN grubuna yakın şahıslar tarafından kurulan Samanyolu Televizyonu (STV) muhafazakâr bir yayın politikası izlemektedir". Aynı şekilde, yine basın ve halkla ilişkiler açısından anahtar konumundaki "Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı" için de, istihbaratçı duyarlılığı (!), titizliği (!) ve de araştırmacılığı (!) ile ulaştığı anlaşılan şu bilgi demeti (!) verilmektedir: 19.01.1994 yılında Ankara İlinde F. GÜLEN Grubuna mensup şahıslar tarafından kurulmuştur". Bkz. İstihbarat Bülteni, s. 170. 35. M.A. Soydan, Devlet, Medya ve Siyaset Üçgeninde Fethullah Gülen Olayı, (İstanbul: Birey Yay.), s. 107-108; "Aksiyon'da Telekulak Skandalı Münasebetiyle", http://www.m-fgulen.org/hayat/article.php?id=1941&pageno=4 36. T.C. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, Haz. Nuh Mete Yüksel (Ankara D.G.M. Cumhuriyet Savcısı, Fethullah Gülen Örgütü Hakkında İDDİANAME (Hazırlık No. 1999/420), s. 78-79. 37. Emniyet Müdürü Osman Ak hakkında, dönemin İçişleri Bakanlık Müsteşarı Saim Çotur'un Başkanlığındaki Yüksek Disiplin Kurulu tarafından yürütülen idari soruşturmanın iddiası, taraflı, düşündürücü ve de talihsiz isnatlara dayandırılmıştır: "Türkiye genelinde bir çok ilde görevli çok sayıda Emniyet Mensubu hakkında Fethullahçılar diye (Işık Tarikatı Mensubu) rapor tanzim edilerek kin ve gareze binaen aslı olmayan ilişkileri rapora geçerek sanki bir suç ilişkisi içerisindelermiş gibi göstererek cürüm (iftira) atfında bulunulduğu, hazırlanan raporun gerçekle alâkası olmadığı, iftiradan öteye gitmediği, raporun istihbarat mevzuatına uygun olmadığı, istihbarat usul ve metodlarının kullanılmadığı hususunda; İstihbarattan sorumlu Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görevli olduğunuz sırada, bahse konu raporu hazırladığınız, bu suretle yetki ve nüfuzunu kendisine ve başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak,, kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek suçlarını işlediğiniz iddia edilmektedir. Bu husustaki savunmanızı veriniz". Osman Ak, 21 sayfalık yazılı savunmasında, tüm iddiaları yanıtlarken, "çıkar" suçlamasına karşı şu ifadeyle işbirlikçi zihniyete eleştiri getirmiştir: "Emniyet Teşkilâtı içerisindeki Fethullah Gülen örgütlenmesi, ilk kez 1999 yılında deşifre edilmiş bir olay değildir. Varlığı, 1992 yılında Devlet arşivlerinde mevcut olan soruşturmalar kapsamında tescillidir. Bu itibarla kin ve garez duyguları içerisinde çalışma yapıldığı tespit ve suçlaması, arşivlerdeki mevcut bilgi ve Fethullah Gülen'in kamuya yansıyan beyanlarıyla çelişmektedir. RAPORUN DÜZENLENMESİNDE İDDİADA KAST EDİLEN ANLAMDA OLMASA DA, MENFAATİM OLDUĞU DOĞRUDUR. BU MENFAAT LAİK, DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNİN VAR OLMASINDAN KAYNAKLANMAKTADIR. 'BAŞKALARINA ÇIKAR SAĞLAMA' TABİRİNDEN NE ANLAŞILACAĞI MUALLAKTADIR. BU YAZIŞMALAR DEVLETİN YETKİLİ MAKAMLARINA İLETİLMİŞTİR. DEVLETE İLETİLEN RAPORDA ÇIKARI OLAN VARSA, O DA DEVLETİN KENDİSİDİR. AYRICA 'DOST' SAĞLAMAKTAN KASIT, DEVLETE DOST OLMAK İSE, BU DOĞRUDUR. BU İDDİALARDA BULUNANLARIN HANGİ ÇIKAR İÇİN, NE AMAÇLA, NASIL DAVRANDIĞINI AYRINTILI OLARAK AÇIKLAMASI GEREKİR. TARAFIMA YÖNELTİLEN VE HİÇBİR HUKUKİ MESNEDİ OLMAYAN SUÇLAMALAR AĞIR VE MESNETSİZDİR. MÜFETTİŞLERİN YAPTIĞI BU SORUŞTURMA, TAMAMEN YANLI VE SORUŞTURMAYI YAPANLARIN SORUŞTURULMASINI GEREKTİRECEK İÇERİKTEDİR". Bkz. Özel Arşiv, K. 5, D.2. 38. Özel Arşiv, Kutu: 2, Kaset: 2. Deşifre metni için bkz. Ergün Poyraz, Fethullah'ın Gerçek Yüzü, (İstanbul: Otopsi Yayını, 2000), s. 221. 39. Fethullah Gülen'in bu doğrultudaki söylemleri hakkında derli toplu bilgi için bkz. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Fethullahçılar ve Hizbullahçılar", İlk Hedef (Türkiye Gaziler Vakfı), Nisan 2002, No. 7, s. 34-40. 40. Ergün Poyraz, a.g.e., s. 223. 41. Özel Arşiv, Kutu: 2, Kaset: 2. 42. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 1, s. 124. 43. Fethullah Gülen, Prizma, C.1, s. 35. 44. Ankara Emniyet Müdürlüğü, 16 Nisan 1999 Tarihli Fethullah Gülen Raporu, 2. Bölüm, s. 36. 45. Adıgeçen Rapor, 2. Bölüm, s. 39-40. 46. Adıgeçen Rapor, 1. Bölüm, s. 6-7. 47. Adıgeçen Rapor, 2. Bölüm, s. 42-43. 48. Özel Arşiv, K. 11, D. 1. 49. Zübeyr Kındıra, Fethullah'ın Copları, (İstanbul: Su Yayını, 2001), s. 15-16. 50. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Etki Ajanları-Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar Raporu", Yeni Hayat, Ağustos 2000, 70: 17-21. Yukarıdaki rapor nedeniyle şahsım aleyhine 25 milyer TL. manevi tazminat davası açan ve İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmama önayak olan Sadettin Tantan'ın İçişleri Bakanı olarak olur verdiği 12.06.2002 tarih ve B.05.1.EGM.0.71.01.02 sayılı yazının -ki bu yazı Tantan'ın siyasal kimliği hakkında çok ciddi ipuçları vermekte ve yurttaşlar hareketinden kimleri kastettiğini hissettirmektedir- metin kısmı aynen şöyledir: "İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde koruma altında bulundurulan, tedavi görmek üzere ABD'ye giden ve halen tedavisi devam eden emekli vaiz Fetullah Gülen'in, şu an yakın korumasında bulundurulan İstanbul Emniyet Müdürlüğü emrinde görevli 128058 sicil sayılı Başkomiser Ahmet AKGÜN adı geçene yakın koruma olarak refakat etmek üzere 03.05.1999 tarihli Başkanlık Onayına istinaden 04 Mayıs-04 Haziran 1999 tarihleri arasında ABD'ye gönderilmişti. Ancak, ABD'de bulunan Fetullah GÜLEN'in tedavisinin uzadığı bildirildiğinden, adı geçen koruma görevlisi personelimizin görev süresinin, tüm masrafları korunan şahıs tarafından karşılanmak üzere, 04 Haziran 1999 tarihinden itibaren bir ay uzatılması hususunu tensiplerinize arz ederim". Yazıdan da anlaşılacağı üzere, hocaefendiye (!) tahsis edilen -hem de Başkomiser rütbesinde- korumanın görevlendirildiği günün ertesinde ABD'ne gitmesi, "elden takip" ve birtakım siyasal ilişkilerin en üst düzeyde gerçekleştirilmesi ile açıklanabilir. Bu yaptırım gücüne Türkiye'de kaç kişi sahiptir? 51. M.İ.T. Fethullah Gülen Raporu, s. 12-15. 52. Ankara Emniyet Müdürlüğü, 16 Nisan 1999 Tarihli Fethullah Gülen Raporu, 2. Bölüm, s. 36. 53. Mehmet Eymür'ün C.I.A. kontrol ve güdümündeki internet sitesi için bkz. http://www.atin.org M.İ.T. ya da Emniyet Genel Müdürlüğü, mevcut "hack" birimlerine rağmen, bu siteyi anlaşılamayan bir nedenden dolayı "hack"lamamaktadırlar. Eymür, sitesinde, son dönemlerdeki siyasal olay ve skandalları, dezenformasyon amaçlı fabrikasyon yöntemiyle ve A.B.D. unsurunu tamamiyle devre dışı bırakarak yorumlarken; bilgisiz ama meraklı okuyucu kitlesine ulaşmayı hedeflemektedir. Eymür, yazdıklarını tersinden okumak ve değerlendirmek kaydıyla, birtakım ilişkiler örgüsünün anlaşılmasına da yardımcı olmaktadır. 54. "Eymür, Türkiye'ye dönecek mi? Eymür, 33 yıl boyunca çalıştığı devletinin vefasızlığından olsa gerek, Türkiye'ye dönmek niyetinde değil. En azından şimdiki kadrolar yerlerinde kaldıkça Eymür Türkiye'ye dönmeyecek. O artık biricik kızı ve eşiyle Yeni Dünya'da kurdukları yeni yaşama alışmaya çalışıyor". İlgi çekici yazı için bkz. Aydoğan Vatandaş, "Eymür'le Bir Washington Sabahı", Zaman, 1.7.2001. 55. Jandarma Genel Komutanlığı 23'ncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı-Şırnak-, Hizbullah Terör Örgütü ve Diğer İrticai Faaliyetler, Eylül 1999, s. 20. 56. Zamanlama ve içerik açısından dikkat çeken yazı, 24.4.2001 tarihinde, 11.011.03.252/9622-14695 sayı ile İçişleri Bakanlığı'na gönderilmiştir. Tezgâhın TBMM'ndeki ayağı ise Fazilet Partisi Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'dır. 57. "... Siz ziyaretinize gelen birkaç memura, adliyede, mülkiyede çalışan birkaç kişiye, karşılaştıkları zorlukları anlattıklarında onlara sabır tavsiye ediyor, 'üstlerinizle iyi geçininiz' diyorsunuz; devleti ele geçirmeye çalışan, en azından onun imkânlarını istedikleri gibi kullanmaya çalışanlar ise, sizi de DEVLETİ ELE GEÇİRME İÇİNDE OLMAK GİBİ, ASLINDA SUÇ OLMAYAN, HER TÜRK VATANDAŞININ HAKKI olan bir şeyle suçlayabiliyor". Geniş bilgi için bkz. "Devleti Elegeçirmek Her Vatandaşın Hakkı", Milliyet, 7.4.2001. 58. Müsteşar Sönmez Köksal imzalı Başbakanlığa sunulan M.İ.T. Susurluk Raporu'nun ve ilgili listenin tam metni için bkz. http://siyaset.bilkent.edu.tr/susurluk/mit 59. http://www.cumhuriyet.com.tr/w/c0110.html 60. İstihbarat kurumlarının, yabancı istihbarat servislerine karşı "dostluk" gibi "ittifak" gibi bir öngörüsü, duyarlılığı, düşüncesi, hedefi ve de kaygısı sözkonusu olamaz. Bu bağlamda bir veya daha fazla istihbarat servisi ile iyi ilişkiler kurulabilir ve de kontrollü-sınırlı işbirliği yapılabilir ancak belirleyici faktör, ulusal çıkardır, "dostluk" değil. Örneğin, CIA ve MOSSAD, en çok ortak operasyona imza atan iki istihbarat servisidir. A.B.D., Orta Doğu'da İsrail'i kayıtsız şartsız destekleyen tek devlettir. Buna karşılık A.B.D.'nin finansman kaynaklarının yönetiminde, dolaylı da olsa İsrail etkilidir. Böylesine ortak çıkarlara rağmen, CIA yönetimi, Şubat 2002'de gerçekleştirdiği operasyonlarla Adalet Bakanlığı ve Pentagon'a sızmaya çalışan 120 Mossad ajanını tutuklarken, bir bölümünü de sınırdışı etmiştir. Bir başka ifadeyle, dostluk ve tam bağımsızlık arasındaki ince çizgiye ayar çekmiştir. İstihbaratçılar, diplomatların işlevini üstlenemezler. Ve her şeyden önemlisi, tam bağımsız olmanın en önemli yolu, güçlü bir kontr-espiyonaj örgütünden geçmektedir. Türkiye'nin tam bağımsızlığına göz diken ülkeler kapsamında ABD'nin ilk planlı operasyonu, Demokrat Parti döneminde MAH mensuplarının maaşını ödemek suretiyle, devlet erkine ortak olmasıdır. Sabahattin Savaşman ve Mehmet Eymür örnekleri ise, bu dış müdahalenin, M.İ.T. içinde giderek kötü bir geleneğe dönüşmesi biçiminde algılanmasına yolaçabilir mi? Bu soru, ürküntü vermektedir. Türkiye, son dönemde, militan devletçi, ödün vermez yurtsever ve ulusalcı istihbaratçıların yokluğunun sıkıntılarını yaşamaktadır. Bu kapsamda M.İ.T. yönetimi, Almanya'ya karşı çok ciddi boyutlarda zaaf sergilemiştir ve sergilemeye de devam etmektedir. Yasadışı Alman vakıflarına karşı, bağlı ve birinci derecede sorumlu olduğu Başbakanlığı uyarmayan, riskli faaliyetleri bildirmeyen M.İ.T. yönetimi, acaba aynı duyarsızlığı ya da hoşgörüyü, başka hangi ülkelerin ülkemizde yasadışı faaliyet gösteren örgütlerine de göstermekte midir? 1990'dan itibaren onlarca M.İ.T. görevlisini ve de diplomatımızı "casus" olduğu gerekçesiyle sınırdışı eden ya da Almanya'ya tekrar dönmesini yasaklayan; yasaklamış olduğu halde PKK (KADEK)'nın kendi topraklarında 149 örgüt merkezi ve 43 medya kuruluşu oluşturmasına izin veren; tüm şeriatçı ve mezhepçi, terörist ve de etnik bölücü örgütlere lojistik destek sağlayan; bu faaliyetleri Türkiye'de de yasadışı vakıfları vasıtasıyla sürdürme girişiminde bulunan Alman İstihbarat Servislerinin (BfV ve BND) eylemleri, M.İ.T.'in ilgi ve yetki alanında değil midir? Misilleme yapma cesaret ve iradesini sergileyemeyenler, ekleri dahil 18 sayfalık raporla, Almanların espiyonaj faaliyetlerine karşı, dağıtım planındaki makamlara (Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genel kurmay Başkanlığı, Devlet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve M.G.K. Genel Sekreterliği) "tehlikesizlik" mesajı vermeye kalkışmışlardır. Yabancı bir ülkenin bir başka hukuk devletinde yasadışı biçimde örgüt kurması ve dinsel-politik-etnik ve ekonomik-sosyal istihbarata yönelik faaliyette bulunması, dünyanın -muz cumhuriyetleri hariç- hangi ülkesinde "masum" bulunmakta ve izlenmeye gerek duyulmamaktadır? Raporun 2. sayfasında yeralan şu talihsiz açıklama, teşkilâtın sergilediği zaafiyetin tipik bir örneğini oluşturmaktadır: "Son dönemde, Necip HABLEMİTOĞLU'nun yazdığı 'Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası' adlı kitap başta Konrad Adenauer, Heinrich Böll Vakıfları olmak üzere, Alman Vakıfları'nda ve B. Elçiliği'nde sıkıntı yaratmıştır. Anılan Vakıflar merkezden aldıkları onay ile yazar hakkında dava açmaya hazırlanmaktadır. F. Almanya B. Elçisi Rudolf Schmidt, 11 Ekim 2001 tarihinde yaptığı basın açıklamasında; N. HABLEMİTOĞLU'NUN yersiz ve uydurma iddialarla açtığı kampanya vasıtasıyla, Türkiye ile Almanya arasındaki dostluğun bozulmaya çalışıldığını ifade etmiştir. Alman Vakıfları ile ilgili söz konusu gelişmeler, Vakıf temsilcilerince, Avrupa karşıtı grupların aktivitesi şeklinde yorumlanmakta ve bu gelişmelerin Almanya'da Türkiye'nin AB'ye üye olmasına karşı çıkanlarca istismar edileceği şeklinde değerlendirilmektedir". Raporda, bırakın şahsımı, Türk devletinin ya da İstihbarat birimlerinin, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını yansıtan görüşlerine ise yer verilmemektedir. Bu raporu, BND yazmış olsaydı, Alman vakıfları daha iyi savunuluyor olamazdı. Almanya ve AB ülkelerinin Türkiye'ye yönelik çifte standarda dayalı, hasmane, kışkırtıcı politikalarına, etnik ve dinsel gerekçeli müdahalelerine hemen her ortam ve fırsatta tepki veren, 30 Ağustos 2002'de görevini Org. Hilmi Özkök'e devredecek olan Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Genel Kurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cumhur Asparuk gibi Türk Devleti'nin kaderini elinde bulunduran isimler de, Alman vakıflarının bakış açısıyla, şahsımla aynı safta bulunmaktadırlar. Bu saflaşmada, M.İ.T. yönetiminin yerinin nerede olduğunu belirlemesi gerekmektedir. Çünkü bu raporda, sadece Alman Büyükelçisi'nin ve yasadışı Vakıf temsilcilerinin görüş ve endişelerine yer verilmiştir; sözcülüklerini yapma konumuna düşülmüştür. Kendisini o makama getiren hiçbir siyasiye -ve de erkek kardeşine- diyet borcu olmaması gereken M.İ.T. Müsteşarı'nın gelecekteki durumu (Madrit Büyükelçiliği gibi), ANAP'ın yeralmayacağı yeni Hükûmette mutlaka büyüteç altına alınmalıdır. Tabii, hâlâ TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE diyorsak... 61. http://www.cumhuriyet.com.tr/w/c0110.html 62. Dr. Necip Hablemitoğlu, "28 Şubat Kararları Sürecine Bir Katkı: Organize Suçlar ve Fethullahçılar", Yeni Hayat, 1999, 5 (52): 3-9. 63. Yazının tam metni için bkz. http://mypage.koc.net/EGITIM/tkumkale/16agustos.html 64. A.Ü. Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü'nde doktora eğitimine alınan muvazzaf subayların neredeyse tamamına yakını -kendi isteği ile ayrılanlar dışında- emekliye sevkedilmiştir. "... Geçtiğimiz günlerde çok satan bir gazetenin ilan sayfalarında bir ilan. İri puntolarla, 'KİTAP DOSTLARI FATİH ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK KİTAPLIĞINDA' diye başlıyor. 'Ömür boyu toplayarak sakladığınız kitaplarım ve dokümanlarım benden sonra ne olacak diye düşünmeyin' diye sürüyor ve şöyle son buluyor: 'Kitaplarınız ve dokümanlarınız Atatürkçü Türk Gençleri'nin ve bilim dünyasının hizmetinde olacak ve adınız daima saygıyla anılacaktır'. Bu ilan, birçok kişi tarafından muhtemelen ilk bakışta sempati ile karşılanacaktır. Ancak Fatih Üniversitesi'nin Fethullah Gülen Cemaati ile anıldığını bilenler ister istemez, Atatürkçü söylemle makyajlanmış bu ilanı biraz daha dikkatli okuyacaktır. Bu gözle baktığınızda ilanın alt bölümünde iletişim kurulacak kişi olarak geçen şu isim dikkat çekiyor: Dr. Tamer Tahir Kumkale". Kumkale hakkında gazeteci Fatih Güllapoğlu'nun "Tanksız Topsuz Harekât" adlı kitabından yapılan alıntılar için bkz. Fatih Polat, "Susurluk ve Bir İlan", Evrensel, 2.11.2001. 65. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Kemal Alemdaroğlu, bağlı olduğu anabilimdalı itibariyle en çok yayını olan öğretim üyeleri arasındadır. Üstelik, Y.Ö.K. Başkanlığı dışında, yükselebileceği en üst idari görevdedir. Dolayısıyla, akademik yükselme için öngörülen yayın yapma zorunluluğu da sözkonusu değildir. Editörleri arasında yeraldığı bir yayın gerekçe gösterilmek suretiyle, Prof.Dr. Alemdaroğlu'na çok yönlü bir kumpas kurulmuştur. Kumpasın bir köşesinde, AB'den aldığı trilyonluk proje bedeli karşılığında kurulan ve internette servis veren "Bianet" ile AB'ci İstanbul Tabip Odası ve yine AB'ci olarak bilinen kimi vakıf üniversitelerin paralı eğitim yanlısı kadroları yeralmaktadır. Bunlardan örneğin, Bianet'in yönetiminde Ertuğrul Kürkçü, Nadire Mater gibi isimlerin bulunduğunu açıklamak, hiç kimseye şaşırtıcı gelmeyeceği gibi bir fikir de verecektir. Bu köşenin kalemşörleri arasında, Murat Belge, Kadir Erdin gibi malum isimler yer almaktadır. Diğer köşesinde ise, TİSAG gibi fethullahçıların yoğun biçimde yer aldıkları bir sanal platform bulunmaktadır. Farklı köşelerde de, yine vaktiyle Y.Ö.K. ve M.E.B. tarafından gönderilen fethullahçıların etkin oldukları Virginia Üniversitesi'nde oluşturulan bir merkezle (The Plagiarism Resource Centre), şeriatçı basında yer alan pekçok yazar ve bir de "Yaşayan Osmanlı Hanedanının Tarihçisi " olarak lanse edilen bir diğer gazeteci boy göstermektedir. Böylece, iftira topu, bu köşeler arasında gidip gelirken, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinin gelmiş-geçmiş en net Atatürkçü Rektörü, kamuoyu nezdinde, en sağdan en sola karalanmaya, şaibe altında bırakılmaya çalışılmaktadır. Üniversitelerdeki akademisyen kıyımına ve Y.Ö.K. merkezli baskılara onurlu ve işlevsel bir tepki vermeyen; en son ulusalcı kimliği nedeniyle Ankara Üniversitesi S.B.F.'nde girdiği Doçentlik Sınavında, Prof.Dr. Doğu Ergil'in fiziksel ve sözlü saldırısına uğrayan Y. Doç.Dr. Emin Gürses'e sahip çıkmayan, menfur saldırı olayını aktif biçimde kınamayan ve gereğinin yapılmasını istemeyen İstanbul Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof.Dr. Kadir Ergin, Prof.Dr. Kemal Alemdaroğlu ile ilgili konuyu, Y.Ö.K., TÜBA gibi merkezlere intikalde akılalmaz ısrarcılık sergilemektedir. 66. Doktora tezimle ilgili olarak "intihal" iddiasında bulunan "Radio Liberty" bağlantılı Y. Doç.Dr. Nadir Devlet'in girişimleri ile hem Y.Ö.K. ve hem de Ankara Üniversitesi'nde iki ayrı inceleme komisyonu kurulmuştur. Komisyonlar, bu iddiaların geçersizliği doğrultusunda karar vermişlerdir. Adıgeçen "bağlantılı", halen Yeditepe Üniversitesi'nde görev yapmaktadır. 67. Fethullahçı yapılanmaya karşı ancak devlet erkiyle yürütülebilecek mücadele yapılmayıp, bu görev sadece bir avuç Cumhuriyet aydınına, gönüllüsüne bırakılacak olursa, ödenecek kişisel bedeller de giderek ağırlaşacaktır. Bu taktirde, kişisel olarak ödemekte olduğum bedeller geometrik düzeyde artacaktır. Örneğin: Yine, aleyhime açılmış yüzmilyarlarca liralık tazminat davalarına yenileri eklenecek; Yine, işyerimde düzmece soruşturmalar açılacak ve yargı kararlarına rağmen üniversitedeki görevime son verilecek; Yine, fethullahçı yayın organlarında kişilik haklarıma saldırıda bulunulacak; Yine, sırf tâciz ve "göz korkutma" amaçlı olarak polis ekibi bir ihbarı (!) değerlendirerek evime operasyon düzenleyerek gözaltına alma işlemi yapacak ve sonra özür dileyecek; Yine, fethullahçı istihbaratçılar tarafından ilgili tüm istihbarat birimlerinde, "ileride kullanılmak üzere" şahsımı karalayan, zan altında bırakan raporlar kaleme alınacak ve saklanacak; Yine, aynı ekip tarafından sahte belgeler tanzim edilmeye ve kamuoyuna maledilmeye devam edilecek; Yine, otomobilim kimliği meçhul kişiler tarafından saldırıya uğrayacak, içindeki her türlü matbu evrak gaspedilirken, ekonomik değer ifade eden eşyalara hiç dokunulmayacak. Ayrıca, tehdit ve hakaret içeren telefonların, mektupların, faksların, posta kutusuna bırakılmış imzasız notların ve elektronik postaların ardı arkası kesilmeyecek; Yine, başta T.S.K. olmak üzere, belirli kurum ve kişilerle ilgili sorular sorarak, sahte itiraflarda bulunarak, amiyane deyimle "zarf atarak", "gizli çekim" yapmaya çalışanlar, dolaylı rüşvet önerenler eksik olmayacak; Yine, telefonlarım dinlenmeye devam edecek; Yine, İçişleri Bakanlığı ya da benzeri bir kurumu tahkir ve tezyiften Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılacak; Yine, yine, yine... Üniversitem, bunca yıldır şahsıma -zorunlu olmasına rağmen- bırakın bir odayı ya da masayı, sandalye bile vermemeye devam edecek. Belki de bir yenilik teşkil etmek üzere, Çağdaş Eğitim Vakfı örneğinde olduğu gibi, evimde yasal arama yapılacak ve suç (!) delilleri (!) bulunacak... Sonuç olarak geldiğimiz nokta şu ki, devleti yıkmaya, devleti ülkesi ve ulusuyla parçalamaya, Cumhuriyete kastetmeye, Atatürk ilke ve devrimlerini, laik hukuk sistemini yok etmeye çalışanlar ve tüm bu ihanetleri dış ülkeler adına gerçekleştirenler, devlet gücünü, devleti savunanlara karşı kullanma aşamasındalar... Bunlara karşı olmak, onaylamamak artık yetmiyor... Her gerçek kamu görevlisinin mağdur olma pahasına, elini taşın altına koyması; devletimizin, tam bağımsızlığımızın geleceği açısından inisiyatif kullanırken canının yanmasını, bedel ödemesini göze alması gerekiyor. Çoğunluk seyrettikçe, mücadele etmek yerine mücadele eder gibi yaptıkça, faraza Fethulllah Gülen'den, Müslüm Gündüz'den, Metin Kaplan'dan daha çok cesur ve namuslu olmadıkça, bilelim daha çok Asteğmen Kubilaylar, Uğur Mumcular, Ahmet Taner Kışlalılar, Bahriye Üçoklar, Muammer Aksoylar, aramızdan yitip gidecekler. Cumhuriyete bağlı olduğunu söyleyen bizler de, utanmadan ve sıkılmadan "devrim şehitlerimizi" sadece ölüm yıldönümlerinde hatırlamaya devam edeceğiz; neye can verdiklerinin nedenini sorgulamadan, hesabını sormadan... 68. Fethullahçı internet siteleri içinde sadece biri (http://www.m-fgulen.org) Türkiye'den yönetilmektedir. Kaynak Holding A.Ş. adına Sedat Kocar adlı şahsın sorumluluğundaki bu sitenin adresi, Alayköşkü Cad. No. 12, Cağaloğlu, 34420-İstanbul olup, telefonları da (212) 520.83.40 olarak kaydedilmiştir. Sözkonusu sitelerin önemli bir bölümü, A.B.D.'nde bulunmaktadır. Amerika Kıtasındaki tek istisna, (http://www.fethullah.com) sitesidir. Bu site, Pop It Up Ventures, Inc. Site 3A Comp2 RR1, Kaleden, BC VOH1KO, Kanada adresini göstermiştir. Ancak, bu adresin ve de (1) 250.497.6600 telefon numarasının sahte olduğu anlaşılmıştır. Avrupa'daki sitelerin büyük çoğunluğu, Almanya üzerinden yayın faaliyeti sürdürmektedir. 69. Bu uygulamanın tek istisnası, http://www.kartallar.8m.com adresindeki sitedir. Sitede yer alan amatörce kaleme alınmış yazı ve haberlerin uslûbuna bakıldığında, bu sitenin profesyonel istihbaratçıların denetim ya da yönetiminde olmadığı anlaşılacaktır. 70. Sağ kesimdeki Türk-İslam sentezcilerine (ülkücülerden, nizamı alemci ülkücülerine ve de ayırdetmeksizin tüm şeriatçılara) yönelik yayın yapan http://www.otuken.org adresli site, fethullahçılara, göstermelik, içi boş birkaç satırlık eleştiri getirirken, tüm içeriğiyle bu yapılanmaya destek olmaktadır. Sözkonusu site Cumhur Puliç isimli şahıs üzerine kayıtlı olup, adres olarak PO Box 408 Dallas Melbourne, Victoria 3047 Avustralya gösterilmiştir. Şahıs, gerçekten Avustralya'da ikamet etmekte olup, yukarıdaki posta kutusu adresinin ve verdiği telefonun (61438525867) sahte olduğu anlaşılmıştır. Bu arada, fethullahçı istihbaratçılar, hasımları aleyhine dezenformasyon belgelerini (!) ve iftiralarını bu sitenin yanısıra, http://www.gercekergenekon.com ya da http://www.yenitercuman.com gibi siteler üzerinden yayınlatmaktadırlar. 71. Mehmet Eymür, güvenlik gerekçesiyle olacak, internet sitesi için müracaatını yaparken, sahte adres ve telefon numarası vermiştir: 1714 Massachutess Ave. NW, DC 20036, USA, Tel: (1) 202.887.9060. Oysa, C.I.A. koruması altındaki şahsın bu ülkede hiçbir güvenlik riski bulunmamaktadır. M.İ.T. Belgelerini -C.I.A. süzgecinden ve onayından sonra- Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalarına (özellikle 2937 sayılı yasaya) rağmen ifşa ve teşhir eden, hatta daha ileri giderek M.İ.T. içindeki rakiplerinin özel hayatlarına ilişkin fotoğrafları yayınlayan Eymür'ün sitesi, bugüne kadar "hack" edilememiştir. Oysa, M.İ.T. bünyesinde "Elektronik ve Teknik İstihbarat Başkanlığı"nın yanısıra, Emniyet Teşkilâtı içinde de "hedef" siteleri çökertecek "hacker" birimi mevcuttur. Türk istihbarat birimlerinin, kendilerine, dolayısıyla devlet güvenliğine saldıranlara karşı "seyirci" konumunda bulunmaları, hiç şüphesiz bir zaaf olarak değerlendirilmektedir. Bu zaafı sergileyenler hakkında da gereğinin yapılması, acil ve kaçınılması olanaksız bir zorunluluktur. 72. Mehmet Eymür'ün şahsımla ilgili hakaret, isnat ve iftiraları için bkz. http://www.atin.org/Detail.asp?PRUDUCT_ID=Atin00151 Örneğin, 29.8.2000 tarihli Zaman gazetesinde "Eymür'den Zaman'a Övgü" başlıklı haberde, "Eymür, bugüne kadar pek yanlış haberine rastlamadığımız Zaman'ın bilgisine, sözleriyle gazetemizi övdü" denilmektedir. Yine bir başka örnek olmak üzere, Zaman gazetesinin yazarlarından Aydoğan Vatandaş, 1.7.2001 tarihli Zaman Gazetesinde yayınlanan "Eymür'le Bir Washington Sabahı" başlıklı makalesinde, Eymür'ü ideal bir eş ve aile babası, devlet mağduru, masum mu masum bir "deli yürek" olarak takdim ettikten sonra, şu cümlelerle sonlandırmaktadır: "Eymür, Türkiye'ye dönecek mi? Eymür, 33 yıl boyunca çalıştığı devletinin vefasızlığından olsa gerek Türkiye'ye dönmek niyetinde değil. En azından şimdiki kadrolar yerlerinde kaldıkça Eymür Türkiye'ye dönmeyecek. O artık biricik kızı ve eşi, Yeni Dünya'da kurdukları yeni yaşama alışmaya çalışıyor..." 73. Fethullahçı "hacker"ların saldırısına uğrayan http://www.hablemitoglu.cjb.net adresinde, fethullahçıların yüzlerce sitesinden biri çıkmaktadır. Eşim Doç.Dr. Şengül Hablemitoğlu ile ortak sitemiz, halihazırda http://www.hablemitoglu2002.cjb.net ile http://www.neciphablemitoglu.cjb.net adreslerinden takip edilebilir. 74. Kemalist Siteler Birliği'nin duyurusu için bkz. http://www.ksb.8m.com/public.html 75. Geniş bilgi için bkz. http://www.atin.org/Detail.asp?PRUDUCT_ID=Atin00300 76. http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp? 77. alperturkkan@yahoo.com adresini kullanan fethullahçının "İttifaklar ve Müttefikler" konu başlıklı, 23 Ağustos 2001 tarihli mesajından alıntı yapılmıştır. 78. "MİKDAT ALPAY'I MÜSTEŞARLIKTAN EDEN MEKTUP" başlığı altında yayınlanan ve dağıtılan dezenformasyon belgesi için bkz. http://www.gercekergenekon.com vd. 79. Yavuz Güneş takma adını kullanan fethullahçının ldplist@mail.ldp.org.tr adresine gönderdiği "Faşist TC Devleti" konu başlıklı, 29.12.2001 tarihli mesajdan alıntı yapılmıştır. 80. Ornaments Legend takma adıyla ldplist@mail.ldp.org.tr adresine gönderilen "Komplocu Paranoyak Meczup Hablemitoğlu" konu başlıklı mesajın tarihi 16.10.2001'dir. 81. Uğur Top adını kullanan fethullahçının eroltop@hotmail.nl adresi üzerinden gönderdiği bu mesajın tarihi, 25 Haziran 2002'dir. Tehdit, galiz küfür ve hakaret mesajları arasında böyle "yumuşak" uslûp kullananlara arada bir rastlanmaktadır. 82. 3071 Sayı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 3. maddesine göre, "Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler". Ne var ki, aynı kanunun "dilekçede bulunması zorunlu şartları" düzenleyen 4. maddesinde, "dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin" bulunması koşulu getirilmiştir. Bu koşulun yerine getirilmemesi, dilekçenin işleme konulmaması-incelenmemesi sonucunu doğurmaktadır. 83. "Bu kitap, Fethullah Gülen'in okullarında eğitim gören iki yürekli çocuğumuzun anılarından oluşuyor. 20'li yaşlarını süren, ancak yaşadıkları acı dolu günler nedeniyle kendilerini çok yaşlı hisseden bu gençler, ne yazık ki anılarını yüksek tirajlı gazetelerden birinde yayınlatma olanağı bulamadılar. Çünkü onların hepsi, sözü edilen cemaat ve liderine övgüler dizmekle meşguldüler. Ülkenin yarınları için çok önemli olan bu yaşamsal bilgilerin gün ışığına çıkması, biz sivil toplum kuruluşlarının onları sahiplenmesiyle gerçekleşebildi. Atatürk 1920'li yıllarda 'Artık Türkiye din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok ileridedir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar...' diyordu. Oysa 1990'lı yıllarda bu oyuncular ülkemizde başrolü oynuyorlar ve bazı çevrelerden büyük alkış topluyorlar. Gerçeklerin ve gerçek yüzlerin ortaya çıkması gerekiyordu. Toplumumuzun bu çocuklara en az bizler kadar duyarlı davranacağını biliyoruz. Bugün gelinen noktada karşımızdaki temel tercih sözkonusu: Türk Milli Eğitiminde ya aklı özgürleştirilmiş, düşünmeyi göze alan ya da aklını belirli bir inanç, fikir ve ideoloji ile sınırlamış bunun dışında düşünmeyi reddeden, yalnızca itaat eden insanlar yetiştirmektir... Gerçeklere gözümüzü kapatarak ya sonuçlarına katlanacağız ya da aklımızı yüreğimizi ve ilkelerimizi ortaya koyarak sorgulayacağız ve karşı çıkacağız. Bu çocuklar bizim çocuklarımız ve bizlerden destek bekliyorlar". Bkz. Hocanın Okulları, (İstanbul: İstanbul Üniversitesi Basımevi, 1998). 84. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 5.3.2002 tarih ve E. 2001/10557, K. 2002/2500 sayılı BOZMA kararında: "Dosyaya sunulan diğer belgeler ve davacı ile ilgili olarak yapılan soruşturmalar sonunda iddianamede açıklanan olgular, davacının yaptığı konuşmalar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu kitapta yer alan sözlerin, savların ve değerlendirmelerin, davaya konu kitapta davacı hakkında açıklamaların, resmi belgeler karşısında görünürdeki gerçeğe uygun bulunduğu, bundan dolayı da, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği, böylece davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığı sonucuna varılmak gerekir. Bu durumda yerel mahkemece istemin tümden reddedilmesi gerekirken, dosyadaki maddi olgulara uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir" denilmektedir. 85. Özel Arşiv, Dezenformasyon-S.T.K.B. Klasörü, Dosya: 2, Belge: 1 86. " " " " " Dosya: 1, Belge: 7 87. " " " " " Dosya: 5, Belge: 3 88. " " " " " Dosya: 1, Belge: 9 89. " " " " " Dosya: 3, Belge: 3 90. " " " " " Dosya: 1, Belge: 2 91. " " " " " Dosya: 2, Belge: 7 92. " " " " " Dosya: 2, Belge: 6 93. " " " " " Dosya: 1, Belge: 4 94. " " " " " Dosya: 3, Belge: 5 95. " " " " " Dosya: 2, Belge: 3 96. " " " " " Dosya: 4, Belge: 9 97. " " " " " Dosya: 5, Belge: 1 98. " " " " " Dosya: 4, Belge: 8 99. " " " " " Dosya: 5, Belge: 3 100. " " " " " Dosya: 1, Belge: 8 101. " " " " " Dosya: 4, Belge: 1 102. Ankara 2 No.lu DGM Başkanlığı, müdahillik taleplerini reddetmiştir. 103. Özel Arşiv, Dezenformasyon-S.T.K.B. Klasörü, Dosya: 3, Belge: 1 104. " " " " " Dosya: 3, Belge: 2 105. " " " " " Dosya: 3, Belge: 3. İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in yanıtı, T.B.M.M. Başkanlığı'na 26.6.2001 tarih ve 155508 sayılı yazı ile sunulmuştur. 106. Şahsımın da, Çağdaş Eğitim Vakfı Danışmanı sıfatıyla katıldığı, çok sayıda sivil toplum kuruluşu başkanının yeraldığı S.T.K.B. Heyeti, Yücelen'in nezaket dışı davranışlarına muhatap kalarak, mevcut önyargıyı bir kez daha algılamışlardır. Örneğin, Bakan, "mensubu olmakla gurur duyduğu" Türk Demokrasi Vakfı'nın, Türkiye'de yasadışı faaliyet gösteren Alman siyasal parti vakıflarından Konrad Adenauer Vakfı ile ilişkilerinin yasallığı (!) konusunda yanıt vermekten kaçınmıştır. Aynı şekilde, Hükûmetinin resmi muhatabı olan Emek Platformunun yasallığına niye itiraz edilmediği sorusuna da karşılık vermemiştir. Fethullahçılara karşı faaliyet göstermemek koşuluyla, çok sayıda sivil toplum örgütünün oluşturduğu platformlara kesinlikle ses çıkarılmamaktadır. Sekreteryasını Tarih Vakfı'nın üstlendiği, AB ülkelerinden önemli ölçülerde proje bedeli (!) alan S.T.Ö. platformu, periyodik etkinlikler gerçekleştirmektedir. İstanbul Barosu, İnsan Hakları Derneği, Komkar, İnsan Hakları Vakfı, Mazlum-Der, SODEV, TOSAV gibi kuruluşların ayrı ayrı ya da müştereken düzenledikleri siyasal etkinlikler nedeniyle, ne Valiliklerde, ne Emniyet Müdürlüklerinde, ne Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde, ne Maliye Bakanlığı'nda, ne de Cumhuriyet Savcılıklarında eşzamanlı-planlı operasyonlara maruz kalmamaktadırlar. Mevcut uygulamaya bakıldığında, etnik-dinsel bölücülük başta olmak üzere, yabancılarla her türlü işbirliği gibi olgular, fethullahçı istihbaratçılar ve işbirlikçileri açısından hiçbir önem taşımamakta, "suç" olarak algılanmamaktadır. Artık anlaşılmıştır ki, devletin içine sızmaya çalışan fethullahçılar, devletin gücünü, devleti savunanlara karşı kullanma evresine geçmişlerdir... 107. Daha sonra, S.T.K.B. aynı adla dernek olarak kurulmuştur. Kurucu Başkanı ise, Haşmet Atahan'dır. 108. Özel Arşiv, Ç.E.V.-Dezenformasyon Klasörü, Dosya: 3, Belge:3. 109. "Tüm bu hazırlıkların sonucunu görmek için düğmeye basıldığında ilk hedef belli olmuştur: Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı ve Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Dönem Başkanı, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Sayın Gülseven Yaşer. Sayın Yaşer ile ilgili fabrikasyon haberleri içeren tamamı düzmece haber metninin yayın merkezi ise, ABD'de New Jersey'dedir. Bu ne rastlantıdır ki, yayın merkezinin adresi, Fethullah Gülen'in Ankara'da yargılandığı 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne sunduğu ikamet adresi ile aynıdır. Bu metnin dağıtımını yapan fethullahçı gruplardan birinin moderatörü de yine ne rastlantı ki, Zaman gazetesinde Ferhat Barış kod adıyla köşe yazarlığı yapan bir mürittir. Cemaat yöneticileri (imamları), bu düzmece haber metnini onbinlerce adrese gönderirken, olası bir tazminat davasına muhatap olmamak için kendi periyodiklerinde yayınlamaktan kaçınmıştır. Halk deyimi ile bu ikiyüzlülük, namertlik, sadece bu düzmece haber metninden ibaret mi kalmıştır. Elbette ki hayır!.. İşte, en acı olanı, cemaatin devlet içinde mevcut yaptırım gücünü kullanmasıdır. Nasıl mı?.. İşte belgesi: '12.12.2000 Tarihinde Çağdaş Eğitim Vakfına, T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü'nden 11.12.2000 tarih ve B.02.1.13.06.180.903-26/2000/3648-1 sayılı yazı gelir. Yazıda, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün (15.11.2000) tarih ve (24418) sayılı araştırma talimatı ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün (30.11.2000) tarih ve (3648) sayılı görev emri gereğince, araştırma ve tahkikata esas teşkil etmek üzere; 1- 1.01.1999-1.12.2000 tarihlerini ihtiva eden zaman içerisinde, Vakfınıza bağış yapan özel ve tüzel kişilerin (yurt içinden ve yurtdışından) isimlerinin, bağış tarihlerinin ve bağış makbuzu numaralarının listesini, 2- Yukarıda belirtilen tarihler içerisinde, Vakfınızın burs verdiği öğrencilerin isimlerinin ve hangi öğrenciye hangi miktarda burs verildiğinin, 3- Vakfınızın Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve diğer organlarında (çalıştırılan personel dahil) halen görevli bulunanların isimlerini ve ifa ettikleri görevlerini, 4- Vakfınızın hangi banka şubelerinde hesaplarının bulunduğunu ve bu hesapların 1.01.1999-1.12.2000 tarihleri arasındaki işlemleri (hesaba yatırılan ve çekilen para hareketlerini) gösteren hesap ekstrelerinin, herhangi bir şüphe ve tavzihe sebebiyet vermeyecek şekilde yazılı olarak 15.12.2000 Cuma günü saat 16.00'ya kadar, aşağıda belirtilen adrese intikal ettirilmesini rica ederim". 110. İster istemez yargılarsınız, bir kısmı Fethullahçılara ait olmak üzere, Türkiye'de laik düzene karşı mücadele amacıyla kurulmuş şeriatçı nitelikli bini aşkın vakıf var; üstelik bunların bazıları, 'okuma odası', 'temsilcilik', 'lokal' gibi farklı adlarla tüm ülke çapında örgütlenmiş durumdalar. Sadece Fethullahçı vakıfların, her ay 'himmet parası' adı altında halktan yasadışı yöntemlerle trilyonlar topladıkları ve yine yasadışı yöntemlerle bunları çantalı kuryelerle yurtdışındaki okulların finansmanı için gönderdikleri biliniyor. Bugüne kadar bunların hangisi böyle bir soruşturma geçirdi? Bini aşkın Cumhuriyet düşmanı vakıf içinde, Çağdaş Eğitim Vakfı gibi Cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkan ve özellikle de Fethullahçı kadrolara karşı onurlu ve cesur mücadele veren kaç vakıf var? Türkiye'de şeriatçı kadrolaşmanın en yoğun biçimde gerçekleştiği kamu kurum ve kuruluşlarının başında gelen Vakıflar Genel Müdürlüğü, acaba kendi içindeki bu zararlı unsurları tasfiye etti de sıra şimdi Çağdaş Eğitim Vakfına mı geldi? Kamuoyuna devlet ve rejim yanlısı olarak kendini tanıtmaya çalışan Vakıflar Genel Müdürü bu soruşturmadan ne ölçüde haberdar? Değilse, sorumluları kim? Fethullahçılar için müthiş denilebilecek istihbari bilgileri içeren bu soruşturmada elde edilecek belgelerin, sözkonusu Cumhuriyet düşmanı cemaate sızdırılmaması mümkün mü? Yangından mal kaçırırcasına niçin sadece üç günlük süre veriliyor, bu süre rutin mi, yoksa Çağdaş Eğitim Vakfı için özel mi? Vakıflar Genel Müdürü'nün bu ve benzeri soruları açıklaması, sorumlular hakkında yasal işlem başlatması ve kurum içindeki Fethullahçı bağlantılı elemanlara görevden el çektirmesi gerekiyor". Geniş bilgi için bkz. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Fethullah Gülen'in Son Yazıları Çerçevesinde Fethullahçılar ve Hizbullahçılar", Yeni Hayat, 76: 21-24, Şubat 2001. 110 Fethullahçı istihbaratçıların bu dezenformasyon belgesinde, isimler ve kuruluşlar gerçektir. Aradaki bağlantılar, "yakıştırılmıştır". Ancak, vahim bir hata yapılarak, "Çağdaş Eğitim Vakfı"nın adı, "Çevre Eğitim Vakfı" olarak geçirilmiştir. Hasım kuruluşun tam adını bilmeyen fethullahçı istihbaratçıların, uydurdukları ayrıntılar kadar, Fethullah Gülen'e dolaylı övgüleri de dikkat çekmektedir. Bu mesaj, internet ortamında onbinlerce adresin yanısıra, faks yoluyla da çok sayıda ilgiliye ulaştırılmıştır. İnternetteki tartışma gruplarına da yönlendirilen bu mesajın, Zaman gazetesi yazarlarından Ferhat Barış kod adlı müritin moderatörlüğündeki gruptan çıktığı görülmektedir. 111. Işık TV, Kanal 7, Samanyolu TV, Zaman ve Yeni Şafak'ta yayınlanan düzmece programın metni, yayını müteakip, ekteki tam çözümü ile birlikte (toplam 24 sayfa) sanık Fethullah Gülen'in avukatları vasıtasıyla Ankara 2 No.lu DGM'ye sunulmuştur. Düzmece haber Işık TV'de 4 Mayıs 2002 gecesi saat: 23.00'de yayınlanmış; 6 Mayısta Fethullah Gülen'in avukatlarına, Atlas Yayıncılık Ticaret A.Ş. adına Galip Umut Özdil tarafından ek bir yazı ile ulaştırılmıştır. Işık TV, yabancı ve küreselleşmeci, AB'den proje destekli Sivil Toplum Örgütleri ile ilgili olarak şahsımı özel bir program davetiyle Ankara Stüdyosuna çağırmış; yaklaşık yarım saatlik bir çekim süresince açıklamalarımı yayınlamak yerine, sadece görüntümü ve bir iki cümlemi düzmece programın yayının başında birkaç saniye kullanmıştır. Işık TV'ye gönderdiğim protesto metni aynen şöyledir: "Kanalınızın 04 Mayıs 2002 tarihli 'Özel Haber' isimli programında, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar ile ilgili olarak yaptığım açıklamaların istenilen bölümlerinin yer aldığı ve haberin bütünlüğüne açıkça monte edilmiş görüşlerime de yer verildiği görülmüştür. Özel Haber'de, danışmanlığını yapmakta olduğum Çağdaş Eğitim Vakfı ve Vakfın Başkanı Gülseven Yaşer ile ilgili olarak asılsız bir takım suçlamalarda bulunulmuştur. Israrlı talepleriniz ertesinde, haberin bütünlüğü ile ilgisi olmayan ve başka bir konu hakkında yaptığım açıklamaların, çalışmalarını yakından takip ettiğim ve kamuoyunun bütününün bu konuda takdirini kazanan Sayın Gülseven Yaşer'e yönelik açık komploda yer almasını esefle kınıyorum. Sayın Gülseven Yaşer tarafından gereken açıklamanın tarafınıza yapılmış olmasına rağmen, bu tarihe kadar gerçeklik kanalınızdan yayınlanmamış olup, kamuoyunun tam ve doğru şekilde bilgilenmesi konusundaki duyarlılığımın bu konuda da devam edeceğinin tarafınızdan bilinmesini rica ederim. 10.05.2002. Necip Hablemitoğlu". 112. Özel Arşiv, ÇEV-Dezenformayon Klasörü, D: 9, Belge: 1. 113. "Yaklaşık 2 yıldan bu yana süren Fethullah Gülen davasının suç ve delil uyduran bir organizasyon tarafından yönlendirildiği iddia edildi. Ankara 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde devam eden davanın dünkü duruşmasında mahkemeye üç ayrı dilekçe sunan Gülen'in avukatı Abdülkadir Aksoy, müvekkilinin Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Gülseven Güven Yaşer ile arkadaşlarının başına çektiği organizasyonun komplolarına maruz kaldığını söyledi. Fethullah Gülen'in 'terör örgütü kurmakla' suçlanmasının arka planda ideolojik gerekçelerle kurulan bir iftira organizasyonunun bulunduğunu kaydeden Av. Aksoy, bu organizasyonun bir yandan montaj kasetler hazırlayarak gazete ve dergilerde yazılar yayınlattığını, bazı kamu görevlileri ile irtibat kurarak gerçek dışı raporlar hazırlanmasını sağladığını savundu". Haberin tam metni için bkz. "Gülen Aleyhinde Delil Uyduranlar Var", Zaman, 02.07.2002. Ayrıca bkz. "Gülen Davasında ÇEV Sorusu", Yeni Şafak, 02.07.2002; "PKK, Gülen'i Mahkûm Ettirmeye Çalıştı", Zaman, 07.05.2002; "Gülen Davasında İlginç Gelişme", Milli Gazete, 07.05.2002. 114. Sözkonusu karar, Ankara 2 Nolu DGM'nin 01.07.2002 tarihli 14. celsesinde alınmıştır. 115. "Şehit Aileleri"ni temsilen 33 kişi adına Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na suçduyurusunda bulunan Av. Mehmet Emin Bağcı, dilekçesinde talep konusunu şöyle belirtmiştir: "04.05.2002 Tarihinde Işık Tv'de saat 23.00'teki programda yayınlanan Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Gülseven YAŞER'in terör örgütü PKK'lı öğrencilere parasal yardımda (burs) bulunduğuna dair iddia ile ilgili hadisenin Sayın Başsavcılığınızca resen soruşturularak, Işık Tv'de yayınlanan iddiaların doğruluğunun kanıtlanması halinde sanık Gülseven YAŞER vee kasette adı geçen şahıslar hakkında Terör Örgütü PKK'ya Yardım ve Yataklık suçlarından TCK'nın 169. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu uyarınca haklarında kamu davası açılması istemidir". Dilekçenin tam metni için bkz. Özel Arşiv, Çev-Yargı Klasörü, D: 3, B: 2. Ayrıca haber metni için bkz. "Şehit Aileleri, Çadaş Eğitim Vakfı Başkanı Hakkında Suç Duyurusunda Bulunacak", Zaman, 10.05.2002. 116. İfadenin tam metni için bkz. Özel Arşiv, ÇEV-Yargı Klasörü, D: 2, B: 11. 117. Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer'in, Komiser Bayram Özbek hakkındaki şikâyet dilekçesi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde 20.05.2002 tarih ve 14188 sayı ile kayıt işlemi görmüştür. Dilekçenin tam metni için bkz. Özel Arşiv, ÇEV-Yargı Klasörü, D: 3, B: 5. 118. " " " " " D: 3, B: 1. 119. " " " " " D: 1, B: 9. 120. " " " " " Tutanak Dosyası, B: 1. 121. " " " " " " " B: 2. 122. " " " " " " " B: 5. 123. " " " " " D: 2, B: 2. 124. Tuncay Özkan, "Oyun İçinde Oyun Var", Milliyet, 09.06.2002. 125. Özel Arşiv, ÇEV-Yargı Klasörü, D: 5, B: 1-5. 126. " " " " " D: 7, B: 1. 127. " " " " " D: 7, B: 3. Karşı tarafın bu takipsizlik kararına itirazları, Ankara 1 No.lu DGM'nde kabul edilmiştir. 128. "Adalet'te Şok Rapor: 250 İrticacı Memur Var", Hürriyet, 07.09.2000. 129. "İrtica İşi Zor", Hürriyet, 02.09.2000. 130. "Şeriatçılığa Hizmet", Hürriyet, 07.09.2000. 131. "Yargıda Yobaz da Var, Bölücü de", Sabah, 04.09.2000. 132. "107 Milletvekili Fethullahçı", Cumhuriyet, 02.09.2000. 133. "Sezer: Fethullahçı Valiler Var", Cumhuriyet, 08.09.2000. 134. Özel Arşiv, Fethullah Gülen-Deşifre Klasörü, D: 2, B: 1 135. Fehmi Koru, "Maalesef, Nuh Mete Yüksel de...", Yeni Şafak, 05.09.2000. 136. Tuncay Özkan, "Adalet bakanı, Hukuk, Şantaj ve Bir Kaset", Milliyet, 12.06.2002. 137. Saygı Öztürk, "Tantan Savcıya Şantajı Açıkladı, Star Yazdı, DGM Belgeledi", Star, 08.06.2002. 138. Özel Arşiv, Özel Klasör: 1, D: 1, B: 1. 139. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Fethullah Gülen'in Son Yazıları Çerçevesinde Fethullahçılar ve Hizbullahçılar", Yeni Hayat, 76: 21-24, Şubat 2001. 140. Özel Arşiv, İmamlar Klasörü, D: 1, B: 1. 141. Özel Arşiv, İmamlar Klasörü, D: 1, B: 2. 142. Özel Arşiv, İmamlar Klasörü, D: 2, B: 1-3. 143. Özel Arşiv, İmamlar Klasörü, D: 3, B:1. 144. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele, (Ankara:1998), s. 75. 145. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 1, B: 7. 146. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 1, B: 1. 147. Ayrıntılı bilgi için bkz. Aydoğan Vatandaş, "Krizin Aslı, Bilican-Saral Kavgası", http://aksiyon.com.tr/arsiv/236/pages/dosyalar/dos3.html 148. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 1, B: 4. 149. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 2, B: 1. 150. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 1, B: 2. 151. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 2, B: 3-6. 152. Osman Ak'ın yargı dokümanları arasında yer alan, şu beyanları dikkat çekmektedir: "Emniyet Genel müdürlüğü'nün organize suçlarla yoğun mücadele konseptinin ve MGK kararlarını konu olan gizli şeriatçı unsurlarla mücadele yaklaşımının ayrılmaz bir parçası olarak, Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğünde yasa ve meslek kuralları ile oluşmuş meslek teamülleri doğrultusunda görev yapılmıştır. Suç ve suçlulara karşı yürütülen bu yasal zemindeki mücadele esnasında, yasal olmayan faaliyetlerinden dolayı doğrudan zarar gören ve zarar görme tehlikesini hisseden kişi ya da kurumlar ne yazık ki teşkilat içerisindeki tarafımızdan da tespit edilmiş BAZI GİZLİ ŞERİATÇI UNSURLARIN desteğini alarak etkiledikleri medya kuruluşlarıyla beraber doğrudan saldırıya geçmişler, gerek teşkilat üst kademelerinde gerekse kamuoyu önünde bizleri önceden mahkûm ederek istedikleri önyargıyı oluşturmuşlardır. Bu saldırı sırasında bir taraftan Cumhurbaşkanlığı'nın, Başbakanlığın, Bakanlıkların, tüm medya kuruluşlarının, gazetelerin, siyasi partilerin, aydınların, Emniyet Teşkilatının, MGK'nın, Genelkurmay'ın, Jandarma Teşkilatı'nın, Demokratik Kitle Kuruluşlarının telefonlarının dinlendiğini, hizmet dışı sorgulandığını iddia ederken, olay ve olayların yargı aşamasına intikal edeceğini de hesaplayarak, Yargıtay'ın, Danıştay'ın, bazı yargı mensuplarının da telefonlarının dinlendiğini ve sorgulandığını iddia ederek, telefon sorgulamasının ne olduğunu, niçin yapıldığını bilmeyen ve bilemeyecek durumda olan her derecedeki kurum, kuruluş, kişi ve kişiler nezdinde savunmasız bırakılmamızı sağlamışlardır. 1999 yılı Ocak ayından itibaren başlayan ve Haziran 1999'da açığa alınmamla sonuçlanan olayımız bir bütün olarak ele alındığında, bu saldırıyı organize edenlerin amacı açıkça anlaşılacaktır. Emir ve talimatlarla başladığımız Fetullah Gülen soruşturması ne yazıktır ki, 'soruşturanların soruşturulmasına' dönüşerek sonraki dönemlerde bu takiyeci örgütlenmeyi soruşturacaklara da gözdağı verilmiştir.... Ancak çalışma tamamlanmadan, örgütün yönetim kadroları ve mali kaynaklarına yönelik çalışma sürecine girildiği anda, istihbarat hizmetlerinden ilişiğim kesilmiştir. Kendi söylemleri ve yazıları ile amaç ve stratejisini açıkça belgeleyerek ortaya koyduğumuz din istismarcısı ve rejim düşmanı bir oluşuma yönelik 'Planlı İstihbarat Operasyonu' hedeflerken, operasyon hazırlıkları duruvermiş, elde edilen hasılalar ve ön çalışmalar ise, 'gerçek dışı, iftira amaçlı olarak hazırlanmış bir rapor' iftirası şeklinde karşımıza aleyhte delil olarak çıkartılmıştır". Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 1, B: 5. 153. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 2, B:8. 154. Muharrem Sarıkaya, "Fethullah Hoca'nın Emniyet Planı", Hürriyet, 24 Haziran 1999. 155. Güngör Mengi, "Hoca Nereye?", Sabah, 19.06.1999. 156. Saygı Öztürk, "İçişleri Bakanlığı, 38 Emniyetçiyi Cezalandırdı", Star, 01.04.2000. 157. Tuncay Özkan, "Montaj O Kadar İyi ki Hayrete Düştüm", Milliyet, 08.06.2002. 158. Saygı Öztürk, "Emniyetçileri Fethullah Gülen Raporu Çarptı", Star, 18.10.2000. 159. Saygı Öztürk, "Fethullah Hoca İçişleri'ni de Ele Geçirmiş", Star, 22.06.1999. 160. Tuncay Özkan, "3 Bin Polislik Bir Liste", Radikal, 01.02.2001. 161. Tuncay Özkan, "Silah Oyunu Tutmadı", Milliyet, 23.04.2001. 162. Saygı Öztürk, "Müfettişlerin 'Fethullah Raporu'nu Açıklıyoruz I ve II", Star, 30-31.8.2000. 163. "Polisin Bilgisayarı Tarikatçı Şirketlerden Alınıyor", Aydınlık, 17.01.1999. 164. Hikmet Çiçek, "Devlete Sunulan Rapor: Fethullah Emniyet'i Ele Geçirdi", Aydınlık, 10.01.1999. 165. Saygı Öztürk, "Türkiye'yi Sarsan Belge", Star, 14.07.2002. 166. Ercüment İşleyen, "Poliste Bitmeyen Kavga", Milliyet, 15.06.1999. 167. Ayşe Yıldırım, "Emniyette Gülen Parmağı", Cumhuriyet, 28.06.1999. 168. Saygı Öztürk, "Emniyette Çifte Skandal", Star, 21.06.1999. 169. Sertaç Eş, "Cemaatler Emniyeti Kuşattı", Cumhuriyet, 16.07.1999. 170. Sertaç Eş, "Fethullahçılık Devlet Eliyle Devlet Gözünden Kaçırılıyor", Cumhuriyet, 16.10.1999. 171. Saygı Öztürk, "Savaş Baltaları", Star, 26.09.1999. 172. Tuncay Özkan, "Valiye Çirkin Tuzak", Milliyet, 20.04.2001. 173. İlhan Demir, "Vali'nin Gazabı", Sabah, 23.07.2001. |
| Kaynak: Hablemitoğlu Web Sitesi Yazıları Bölümü / Köstebek |