![]() Ana Sayfa ![]() Atatürk Slaytı![]() Hablemitoğlu Kimdir?![]() Belgeselini İzle![]() Eserleri![]() Çarpıcı Sözleri ![]() Yazıları (Blog) ![]() Resimleri![]() Basında Biz ![]() Köstebek ![]() Kösteb-"EK" ![]() Duyurular ![]() Çoklu Ortam ![]() PKK Gerçeği ![]() Desteklemek İçin ![]() Ziyaretçi Defteri![]() İletişim![]() |
![]() GASPIRALI İSMAİL Necip Hablemitoğlu bu eserinde bir döneme ışık tutan öncü şahsiyetlerden “Gaspıralı İsmali’i” irdeleyerek önümüze bir ufuk açıyor. Eser bize ‘Tercüman’ gazetesinin ışığı Usulü Cedit hareketinin öncüsü Gaspıralı İsmail’in hayranlık uyandıran mücadelesini öğrenerek kendi bilincimize sahip çıkmamız için bir kapı aralıyor. Kırım’dan başlayıp tüm bir Orta Asya’nın Türklük bilincinin ve ileri bir eğitimin oluşmasına hayatını koyan Gaspıralı İsmail’in Çarlık Rusyası’nın Türk halkını eğitimsizliğe ve geriliğe sürükleyen politikalarına karşı koyuşunun siyasi mücadelesi toplumsal bir bilincinin de öyküsü aslında. Gaspıralı İsmail ile ortaya konulan fikirler bir dönemin kırılmasını da yansıtması açısından tarihe ışık tutuyor. ![]() Milli Mücadele'de Yeşil Ordu Cemiyeti Yeşil Ordu Cemiyeti, Milli Mücadele döneminde, mehmetçik cephede can verirken çeşitli propaganda materyalleriyle halkı savaşa, askerliğe ve muntazam orduya karşı çıkmaya ve 'kızıl bayrak' altında toplanmaya çağırmıştır. Necip Hablemitoğlu, daha önce hiç yayınlanmamış bu önemli eserinde Türk siyasi hayatında iktidara en fazla yaklaşabilmiş Marksist teşkilat "Yeşil Ordu Cemiyeti"nin bilinmeyenlerini ortaya çıkarıyor. Bu cemiyeti kimler kurmuştur? Atatürk tarafından kapattırılan, içinde Yunus Nadi ve Adnan Adıvar'ın da bulunduğu bu oluşumun günümüze yansıyan zararları neler? Kitapta ayrıca, Sovyet yöneticileri ve Komintern'in kayıtsız şartsız desteğine sahip olan Yeşil Ordu Cemiyeti'nin Milli Mücadele'yi ve M. Kemal Atatürk'ü nasıl baltalamaya çalıştığı ve Rus parasıyla yürütülen bu faaliyetlerin toplumu nasıl bölmeye çalıştığı da anlatılmaktadır. "Milli Mücadele'de Yeşil Ordu Cemiyeti" adlı çalışmada, birbirinden çarpıcı konuların detaylarını öğrenirken bu cemiyetin ideolojisini, siyasi iktidarı ele geçirme stratejisini ana hatları ile görecek ve vatan hainlerinin faaliyetlerini okuyacaksınız. ![]() KÖSTEBEK / Fetullahçı İstihbaratçılar Dosyası Yıl 1925... Büyük Atatürk, genç Cumhuriyetin yurttaşlarına ve dış ülkeler şu tarihi mesajı veriyordu: 'Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz'... Yıl 2002... Türkiye Cumhuriyet, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor... Geçtiğimiz yüzyılın başında, İngiliz işbirlikçisi Derviş Vahdeti, Sait Molla, Dürrizade Abdullah, İskilipli Atıf gibi mürtecilerin tasfiyesi üzerini Cumhuriyet kurulmuştu. Bugün, küreselleştiği iddia olunan dünyada, gerçek anlamda küreselleşen Türkiye vatandaşı mürteciler, İngiltere'nin yanı sıra, ABD, Almanya, Libya, Suudi Arabistan gibi ülkelerden yönetilmeye, yönlendirilmeye devam ediyorlar. Askeri Okul ve PMYO, Polis Koleji Öğrencilerinin Özellikle Okuması Gereken Bir Eser... ![]() KIRIM'DA TÜRK SOYKIRIMI İşte, II. Dünya Savaşı'nın sonunda, muzaffer(!) Sovyet orduları Kırım'a giriyor... 18 Mayıs 1944'te sadece aydınlar değil, en küçük ferdine kadar bütün KIrım Türkleri evlerinden toplanıyor; hayvanlara mahsus vagonlarda sürgün mahallerine doğru yola çıkarılıyor.. Köklerinden sökülen bir ağaç gibi, Kırım'dan binlerce kilometre uzaklıkta Urallardan Sibirya'nın buzlu tundralarına, Türkistan'ın çöllerine yokolmaya terkediliyor... Kırım'daki Rus yöneticileri, parasıyla da olsa ev ya da arsa sattırmıyor; vatan dönüşü iskana ve çalışmaya getirilen kısıtlamalarla engellenmeye çalışıyor... S.V.R. yine tüm gücüyle provokasyonlar yapıyor... C.I.A., Kırım'da Türklük bilincinin yerleşmemesi doğrultusunda yönlendirmeye dayalı pasif politika izlerken; Birlik, Kırımlı aydınlar için tarihi bir sorumluluk Tıpkı, "Antlı Kurban" Çelebi Cihan'ın dediği gibi: "Kırım'ı kana boğabilirler. Fakat bütün bunlar, Kırımlıların istiklal imanlarını yıkmaya değil, kuvvetlendirmeye yaracaktır. Tarihi ergeç yazacağı şey: Müstakil ve Mesut Kırım'dır." Ama önce inanmak gerek... ![]() ALMAN VAKIFLARI ve BERGAMA DOSYASI Cumhuriyet Tarihçisi Dr. Necip Hablemitoğlu, Avrupa Parlamentosunun A4-0432/98 sayılı kararından sonra AB ülkelerinin neden Bergama'daki altın üretimiyle ilgilendiklerini araştırdı. Uzun araştırma sonunda bu kararın arkasındaki ülke ortaya çıktı: ALMANYA!.. Sonra Bergama'da, Havran'da, Sivrihisar'da, Uşak'ta ve daha pekçok altın yatağına sahip yerleşim merkezinde Alman Vakıfları ve örgütleriyle karşılaştı. Almanya'daki Türkleri biliriz de, Türkiye'deki Almanları bilenimiz var mıdır? Türkiye'de her türlü etnik, dinsel-mezhepsel ajitasyonu gerçekleştiren, toplumsal, siyasal, ekonomik ve hatta genetik alanlarda hazırlattığı projelerle her türlü espiyonaj faaliyetini sürdüren, yerel basında, yerel yönetimlerde, üniversitelerde, sendikalarda, kamu kurum ve kuruluşlarında, kısaca stratejik öneme sahip birimlerde 'etki ajanı' ve 'Alman sempatizanı' yetiştiren, şeriatçı yapılanmalardan çevreci örgütlere, bölücü yapılanmalardan terör örgütlerine, legal derneklerden siyasi partilere kadar uzanan çizgide, Türkiye'ye, Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin tüm değerlerine karşı olan, ulus devletin parçalanmasını isteyen tüm rejim karşıtlarına lojistik destek veren, bu ülkeyi alttan oyan bir avuç Alman istihbaratçısı, Türkiye'de Vakıf temsilcisi statüsünde görev yapmakta ve Türkiye'deki Sivil Toplum Örgütleri (NGO) olgusunu çok iyi kullanmakta... Dr. Necip Hablemitoğlu, alanında ilk olan bu araştırmasında Türkiye'deki Alman yıkıcı etkinliklerini belgeleriyle gözler önüne seriyor. ![]() YÜZ BİNLERİN SÜRGÜNÜ 'Yüz binlerin Sürgünü' 1972'de 'Kırım Faciasının İçyüzü' başlığıyla tefrika edilmiş,1974'te de 'Türksüz Kırım: Yüz binlerin Sürgünü' adıyla kitaplaştırılmıştı. Kırım Türklerinin 1944-1974 yılları arasındaki vatana dönüş mücadelesini anlatan bu çalışma, bu konuda Türkçe'deki ilk kitaptır. Hablemitoğlu kitabın öyküsünü şu sözlerle özetliyor: 'Dedeleri Kırım'dan ve Rumeli'den anavatana göç etmiş Kemalist bir lise öğrencisi olarak, Kırım Türklerinin acılarla dolu tarihi ile ilgilenmiş, uygar dünyanın gözleri önünde devam etmekte olan bu vahşete karşı hiç değilse kendi insanımızı bilgilendirmenin gerekliliğine inanmıştım. Kitap,18 mayıs 1944'te, Stalin'in acımasız emriyle, bir günde binlerce yıllık vatanlarını -geride her şeylerini bırakarak- kundaktaki bebeğinden yaşlısına kadar, bilinmeyen bir yöne götürülen Kırım Türk halkının çileli yolculuğunu, kayıplarını, sürgünde karşılaştıkları zorlukları ve 1974'e kadarki yurda dönüş mücadelesini anlatıyor.. Bu çalışmaya lise birinci sınıfta başladım, lise sonda bitirdim.' 'Yüz binlerin Sürgünü' yakın tarihin en acı olaylarından birini, gerçek bir tanığın kaleminden aktarıyor ![]() ÇARLIK RUSYA'SINDA TÜRK KONGRELERİ 'Rusya Türkleri'nin 1905-1917 tarihleri arasındaki mücadeleleri, önce dini nitelikli taleplerle başlayıp, bağımsızlık savaşına kadar giden istekler zincirindeki aşamaları göstermesi açısından da ayrı bir öneme sahiptir. Resmi izin verilmediği için 1905 ağustosunda 1. kongreyi Ota nehri üzerinde gezinti kıyafetleri ile bindikleri bir vapurda gerçekleştiren azınlık liderleri,1917 yılı mayısında gerçekleştirdikleri kongreyi ise Moskova'da mutantan biçimde organize edebilmişlerdi. Bu ilk ve son 'umumi kongre' toplanış biçimi, müzakere konuları ve kararları itibariyle Rusya Türkleri'nin sadece 12 yıllık bir zaman diliminde nereden gelip nereye gittiğini göstermesi açısından dikkat çekicidir.' Bu kitap, Rusya Türkleri'nin mücadelelerine ışık tutarak ortaya koyduğu tarihsel kesit nedeniyle olduğu kadar, hem dönem açısından, hem Atatürk tarafından yeniden yapılandırılan Türk Devleti'nin bir bakıma benzer koşullar içinde bulunması yönünden ve hem de Rusya Türkleri ile Anadolu Türkleri'ni ilgilendiren siyasi gelişmelerin zaman zaman paralellik göstermesi bakımından da önemlidir. Hablemitoğlu'nun orijinal dokümanlara ağırlık vererek hazırladığı bu çalışma, döneme ilişkin pek çok çalışma arasında bu yönü ile öne çıkmaktadır. Hablemitoğlu'nun gündelik Türkiye'ye ilişkin bilinçli ilgisi ve aydın sorumluluğu ile gerçekleştirdiği çalışılmalarının yanı sıra, bu kitap O'nun uzmanlık alanına ilişkin yetkinliğinin, araştırmacı kimliğinin de en iyi kanıtlarından biridir. ![]() ŞERİATÇI TERÖR ve BATININ KISKACINDAKİ ÜLKE... TÜRKİYE! Hablemitoğlu, bu kitapta Türkiye'nin bugününe ve yarınına göz diken, içerden destekli, artık son derece belirginleşen/aydınlanan dışardaki odakların faaliyetleri ile Kurtuluş Savaşı öncesinden ülkeyi kuşatan uluslararası anlayışın, değişmeden çağa nasıl uyarlandığını son derece net bir biçimde, suya sabuna fazlası ile dokunarak açıkça anlatmaktadır. ![]() SOVYET RUSYA'DA DEVLET TERÖRÜ" Necip Hablemitoğlu,1950'li yılların başında, o zamanlar Sovyet bloğuna dahil bulunan Bulgaristan'dan Türkiye'ye sürgün edilmiş bir ailenin çocuğu. Bu kitabı yazdığında on dokuz yaşındaydı. Tıpkı bir doktora tezi hazırlar gibi, ulaşabildiği bütün kaynakları değerlendirerek, o yaşta böyle bir eser hazırlamak kolay iş değildir. Bu araştırma, elli yılda altmış milyondan fazla insanın 'ölüm kampları' aracılığı ile ortadan kaldırılmasına yol açan 'komünist rejimin içyüzünü bütün ürkünçlüğüyle, bütün çıplaklığıyla göz önüne sermektedir. Dr. Necip Hablemitoğlu, bu eser hakkında şunları söylüyor: 'Sovyet Rusya'da Devlet Terörü ne bir roman, ne de bir hatıralar derlemesidir. Tamamen bir araştırma niteliğinde olan bu eser, uzun ve yorucu bir çalışma sonucu elde edilmiş bilgi ve belgelerin objektif bir şekilde değerlendirilmesi ve bilimsel esaslara uygun olarak tasnif edilmesi ile meydana gelmiştir.' Eser, Sovyet Rusya'nın karanlık, bilinmeyen bir dönemini aydınlatan, ürpertici bir belge niteliğindedir. ![]() ŞEFİKA GASPIRALI ve RUSYA'DA TÜRK KADIN HAREKETİ Şefika Gaspıralı, 20. Yüzyılın başlarında Rusya'da Türk Kadın Hareketi'nin öncüsü; ilk kadın dergisi "Alem-i Nisvan"'ın (Kadınlar Dünyası) editörü; Türk dünyasında siyasal ve kültürel anlamda Türklük bilincinin, çağdaşlaşmanın kısaca ulusal uyanışın önderliğini yapan ünlü gazeteci, eğitimci, politikacı ve reformcu Gaspıralı İsmail Beyin kızı ve en önemli yardımcısı; Azerbaycan Türk Cumhuriyeti'nin Kurultay(Parlamento) Başbakanlık Divanı Üyesi ve iki dönem milletvekili, anaokulları eğitimcisi ve yönetimcisi...
|
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayınız
|
Sitenin Tüm Hakları Aziz Türk Milletine Aittir. Arayüz Alıntıdır Designed by Doğru Gençlik Hareketi | ||||